Menü
Kategoriler
Danıştay D5 E.2012/8758 K.2014/9866
29/06/2016 Ana Sayfa

T.C.
D A N I Ş T A Y
Beşinci Daire
Esas No : 2012/8758
Karar No : 2014/9866

Anahtar   Kelimeler   :   Çalışma   Saatleri,   Avrupa   Sosyal   Şartı, Dinlenme Hakkı, Nöbet, Vardiya

Özeti : Mesai dışı poliklinik uygulamasının, kamu sağlık personeli için, üst sınırı belirlenmeksizin, 2368 sayılı Yasa ile belirlenen çalışma süresinin üzerinde bir çalışma süresi öngören ve sağlık hizmetinin niteliğinden kaynaklanan nöbet usulünden ve vardiyalı çalışma şeklinden farklı ve bunlara ek bir çalışma biçimi getirdiğinden, Anayasa’nın 50. maddesinde öngörülen dinlenme hakkını ihlal edici ve Avrupa Sosyal Şartı’nda yer alan çalışma sürelerinin tedricen azaltılması taahhüdüne aykırı olduğu, aile hekimleri için 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanununda düzenlenmeyen bir çalışma biçiminin genelge ile öngörülemeyeceği hakkında.

Davacı   : Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Başkanlığı
Davalı    : Sağlık Bakanlığı

Davanın Özeti : Davacı Birlik, Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 28.01.2010 günlü, 2010/6 sayılı “Mesai Dışı Poliklinik Uygulaması” konulu Genelgesinin 1. maddesi ile 2. maddesinin (a) ve (b) bentlerinin; sağlık personelinin çalışma şekline ve koşullarına ilişkin yeni düzenlemeler içeren Genelgenin Anayasa’nın 128. maddesinde yer alan memurlar ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, haklan ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ile diğer özlük haklarının kanunla düzenleneceği kuralına aykırı olduğu; konunun genelge düzeyinde düzenlenmesinin hukuki güvenlik ilkesini zedelediği; Yataklı Tedavi Kurumlan İşletme Yönetmeliğinde vardiya ve nöbet olarak iki çalışma biçiminin öngörüldüğü, dava konusu Genelgede ise, söz konusu Yönetmelikte öngörülmeyen bir çalışma şeklinin getirildiği; aile hekimleri için 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanununda düzenlenmeyen bir çalışma biçiminin genelge ile öngörülemeyeceği; birinci basamak sağlık hizmetlerinde aksamaya neden olacağı; personelin altından kalkılması zor bir mesai yükü ile karşı karşıya kalacağı gerekçesiyle iptaline, bu maddeler iptal edildiği takdirde Genelgenin uygulanma olanağı kalmayacağından tümünün iptaline karar verilmesini istemektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Beşinci Dairesince, duruşma için belirlenen 24.12.2014 günü davacı vekili Av. … ve davalı idareyi temsilen Hukuk Müşaviri …’in geldiği, Danıştay Savcısı Zühal Öztaş’m hazır bulunduğu görülerek, açık duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan taraflara usulüne göre söz verilip dinlendikten ve Savcının düşüncesi alındıktan sonra duruşmaya son verilerek, dosyadaki bilgi ve belgeler de incelenmek suretiyle işin gereği düşünüldü:

Dava, 28.01.2010 günlü, 2010/6 sayılı “Mesai Dışı Poliklinik Uygulaması” konulu Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü Genelgesinin 1. maddesi ile 2. maddesinin (a) ve (b) bentlerinin, bu maddeler iptal edildiği takdirde uygulanma olanağı kalmayacağından Genelgenin tümünün iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

Davacı Birlik, dava konusu Genelgenin bazı maddelerinin iptal edilmesini istedikten sonra, bu maddelerin iptali halinde uygulanma olanağı kalmayacağından Genelgenin tamamının iptalini istemiş ise de, anayasa yargısında mevcut olan bu usule İdari Yargılama Usulü Kanununda yer verilmemiş olduğundan, dava konusu Genelgenin yargısal denetiminin, 1. maddesi ile 2. maddesinin (a) ve (b) bentleri ile sınırlı olarak yapılması gerekmektedir.

2368 sayılı mülga Sağlık Personelinin Tazminat ve Çalışma Esaslarına Dair Kanunun 28.3.2007 günlü, 5614 sayılı Kanun ile değişik 2. maddesinin birinci fıkrasında, kamu sağlık hizmetlerinde çalışan personelin haftalık kanuni çalışma süresi 45 saat, özel kanunlarına göre meslek ve sanatlarını serbest olarak icra etme hak ve yetkisine sahip olanlardan mesai saatleri dışında serbest olarak çalışanların ise 40 saat olarak belirlenmiştir.

13.01.1983 günlü, 1. mükerrer 17927 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yataklı Tedavi Kurumlan İşletme Yönetmeliğinin 38. maddesinin ikinci fıkrasında, hastane baştabiplerinin, sağlık hizmetlerinin sürekliliği ve kesintiye uğramaması amacıyla personel sayısını da dikkate alarak vardiya ve nöbet gibi hizmetlerde farklı çalışma saatleri belirleyebileceği belirtilmiştir.

Anayasasının “Çalışma şartları ve dinlenme hakkı” başlıklı 50. maddesinde, “Kimse, yaşına, cinsiyetine ve gücüne uymayan işlerde çalıştırılamaz. Küçükler ve kadınlar ile bedeni ve ruhi yetersizliği olanlar çalışma şartları bakımından özel olarak korunurlar. Dinlenmek, çalışanların hakkıdır. Ücretli hafta ve bayram tatili ile ücretli yıllık izin hakları ve şartları kanunla düzenlenir.” denilmek suretiyle, dinlenme hakkı anayasal güvence altına alınmıştır.

Avrupa Konseyi tarafından 1996 yılında kabul edilmiş olup, ülkemiz tarafından 06.10.2004 tarihinde imzalanan ve 03.10.2006 günlü, 26308 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5547 sayılı Kanun ile onaylanarak, Anayasanın 90. maddesinin son fıkrası uyarınca iç hukukumuz yönünden kanun hükmünü alan Avrupa Sosyal Şartının 1. bölümünde, tüm çalışanların adil çalışma koşullarına sahip olma hakkının bulunduğu belirtilmiş; 2. bölümünün “Adil Çalışma Koşulları Hakkı” başlıklı 2. maddesinde, akit tarafların adil çalışma koşullan hakkının etkin biçimde kullanılmasını sağlamak üzere, verimlilik artışı ve diğer etkenler izin verdiği ölçüde haftalık çalışma süresinin tedricen azaltılmasını öngören makul günlük ve haftalık çalışma saatlerini sağlamayı; “Güvenli ve Sağlıklı Çalışma Koşulları Hakkı”nı düzenleyen 3. maddesinde ise, akit tarafların, güvenli ve sağlıklı çalışma koşulları hakkının etkin biçimde kullanılmasını sağlamak üzere güvenlik ve sağlık alanında yasal düzenlemeler yapmayı, gözetim önlemleriyle bu düzenlemelerin uygulanmasını sağlamayı taahhüt ettikleri belirtilmiştir.

Ülkemiz, Avrupa Sosyal Şartının 2. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “en az dört haftalık ücretli yıllık izin hakkı”, 4. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “çalışanların kendilerine ve ailelerine iyi bir yaşam düzeyi sağlayacak ücret hakkı” ve 5 ile 6. maddelerinde yer alan “örgütlenme, toplu pazarlık ve grev hakkı”na çekince koymakla birlikte, çalışma sürelerinin tedricen azaltılması yolundaki taahhüde katılmıştır. Bu taahhüt, Anayasanın 50. maddesinde yer verilen “dinlenme hakkı”nı desteklemektedir.

Dava konusu Genelgede; Sağlık Bakanlığına bağlı yataklı tedavi kurumları bünyesindeki acil servislere mesai saatleri haricinde ve genel ve resmi tatil günlerinde, acil müdahale gerektirmeyen ve ayaktan tedavisi sağlanabilecek durumdaki hasta başvurusu sayısının oldukça yüksek olduğu, bu şekilde acil servislere başvuran hastaların, tıbbi durumları aciliyet gerektirmediği halde geri çevrilmeyerek acil servislere girişleri yapılmak suretiyle muayenelerinin yapılmakta olduğu, ancak, bu hastaların, ertesi gün tekrar muayene, tetkik, tahlilleri yapılmak üzere sevk edildikleri ilgili branş polikliniklerine müracaat etmekte oldukları; bu durumdan kaynaklanan hasta müracaatlarına bağlı olarak, gereksiz yere acil servis yoğunluğu yaşanmakta ve bu nedenle tıbbi durumları acil sağlık hizmet sunumunu gerektiren acil servis hastalarına zamanında müdahale yapılmasında ve acil sağlık hizmetlerinin beklentileri karşılayabilecek nitelikte sunumunda, dolayısıyla acil servislerde kuruluş amacına uygun olarak acil sağlık hizmeti verilmesinde bir takım aksaklıklar görülebilmekte olduğu; bu nedenle; il genelinde Bakanlığa ait, birinci ve ikinci basamak sağlık kuruluşlarında görev yapan tabip ve diğer sağlık personeli gibi mevcut sağlık insan gücü kaynağından optimum düzeyde faydalanılarak Bakanlık hastanelerinde etkin, zamanında ve hasta beklentisinin azami ölçüde karşılanabildiği bir sağlık hizmeti sunumunun sağlanabilmesi ve acil servislerdeki hasta yoğunluğunun azaltılabilmesi amacıyla bazı düzenlemeler yapılmasına ihtiyaç duyulduğundan bahisle; 1. maddesinde, durumları acil sağlık hizmet sunumunu gerektirmeyen, ancak, çeşitli sebeplerle mesai harici veya genel ve resmi tatil günlerinde hastanelere başvuran hastaların muayene, tetkik, tahlil ve tedavi taleplerinin karşılanabilmesi amacıyla ihtiyaç duyulan il ve ilçelerde mesai dışı poliklinik uygulamasına geçilmesi; 2. maddesinin (a) bendinde, mesai dışı poliklinik uygulaması için, hastanede aktif olarak çalışan mevcut pratisyen tabip sayısının yeterli olması halinde öncelikle bu tabiplerden görevlendirme yapılması, (b) bendinde, kurumun mevcut tabip sayısının yetersiz kalması durumunda ise hastanenin bulunduğu belediye mücavir alanı içerisindeki mevcut birinci basamak sağlık kuruluşlarından, asli görevlerini aksatmamak kaydıyla, gerekli görevlendirmelerin yapılması öngörülmüştür.

Bu durumda, üst sınırı belirlenmeksizin, kamu sağlık personeli için 2368 sayılı Kanun ile belirlenen çalışma süresinin üzerinde bir çalışma süresi öngören ve sağlık hizmetinin niteliğinden kaynaklanan nöbet usulünden ve vardiyalı çalışma şeklinden farklı ve bunlara ek bir çalışma biçimi tanımlayan Genelgenin 1. maddesi ile 2. maddesinin (a) ve (b) bentleri hükümlerinde, personelin Anayasanın 50. maddesinde öngörülen dinlenme hakkını ihlal edici ve Avrupa Sosyal Şartında yer alan çalışma sürelerinin tedricen azaltılması taahhüdüne aykırı nitelikte bir düzenlemeye gidildiğinden, hukuka uyarlık görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, 28.01.2010 günlü, 2010/6 sayılı Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü Genelgesinin 1. maddesi ile 2. maddesinin (a) ve (b) bentlerinin iptaline, aşağıda gösterilen 342,70.-TL yargılama giderleri ile davacı vekili için Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 3.000,00.-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık    olmak    üzere,    24.12.2014    tarihinde    oybirliğiyle    karar    verildi.

Facebook Yorumları
Yorumlar kapalı
*