D.17 2015/10968 E., 2016/445 K.

danistay

T.C.
DANIŞTAY
ON YEDİNCİ DAİRE
Esas  No : 2015/10968
Karar No : 2016/445

Özeti: Mezarlık Yerlerinin İnşası ile Cenaze Nakil ve Defin İşlemleri Hakkında Yönetmeliğin; 4. maddesinin (h) bendinin ve 16. maddesinin 4. bendinde bulunan “Mesai saatleri dışında verilecek olan ölüm belgelerinin düzenlenmesi işi ilçe bazında, belediye tabibi, toplum sağlığı merkezi hekimi ve aile hekimlerinin dahil olduğu nöbet sistemi ile verilir. Bu nöbet listesi toplum sağlığı merkezlerince oluşturulur, mahalli mülki amir tarafından onaylanır. Nöbet listesi oluşturulurken coğrafi şartlar göz önünde bulundurularak ilçeler birleştirilebilir. Mesai saatleri dışında ölüm belgesi düzenlenmesine ilişkin nöbet, adli hizmet nöbetleri ile birlikte verilebilir. 112 acil sağlık istasyonu görevlileri vakaya gittiklerinde ölüm gerçekleşmiş ise doğrudan ölüm belgesi düzenleyebilir. Bu nöbet uygulamasında ihtiyaç duyulan lojistik hizmetler halk sağlığı müdürlüklerince verilir.” ibaresinin ve 19. maddesinde bulunan “…toplum sağlığı merkezi hekimi veya aile hekiminin” ibaresinin İPTALİNE,

Danistay_D_17_Defin_K_2016_445_01Danistay_D_17_Defin_K_2016_445_11

Davacı                              : Türk Tabipler Birliği Antalya Tabib Odası
Vekili                                 : Av. Semih Önem
Kızılsaray Mah., 61. Sok., No:10 Alanyalı İş Merkezi
Kat:6 Daire:10 Muratpaşa/ANTALYA
Davalılar                           : 1- İçişleri Bakanlığı      – ANKARA
Vekili                                 : Hukuk Müşaviri Remzi Oğuz Yılmaz (Aynı adreste)
2- Sağlık Bakanlığı        – ANKARA
Vekili                                 : Hukuk Müşaviri Hakan Bozkurt,
Hilal Öcal (Aynı adreste)

İstemin_Özeti                             :   19/01/2013 tarihli ve 28533 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Mezarlık Yerlerinin İnşası ile Cenaze Nakil ve Defin İşlemleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile değiştirilen 19/01/2010 tarihli ve 27467 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Mezarlık Yerlerinin İnşası ile Cenaze Nakil ve Defin İşlemleri Hakkında Yönetmeliğin; 4. maddesinin (h) bendinin ve 16. maddesinin 4. bendinde bulunan “Mesai saatleri dışında verilecek olan ölüm belgelerinin düzenlenmesi işi ilçe bazında, belediye tabibi, toplum sağlığı merkezi hekimi ve aile hekimlerinin dahil olduğu nöbet sistemi ile verilir. Bu nöbet listesi toplum sağlığı merkezlerince oluşturulur, mahalli mülki amir tarafından onaylanır. Nöbet listesi oluşturulurken coğrafi şartlar göz önünde bulundurularak ilçeler birleştirilebilir. Mesai saatleri dışında ölüm belgesi düzenlenmesine ilişkin nöbet, adli hizmet nöbetleri ile birlikte verilebilir. 112 acil sağlık istasyonu görevlileri vakaya gittiklerinde ölüm gerçekleşmiş ise doğrudan ölüm belgesi düzenleyebilir. Bu nöbet uygulamasında ihtiyaç duyulan lojistik hizmetler halk sağlığı müdürlüklerince verilir.” ibaresinin ve 19. maddesinde bulunan “…toplum sağlığı merkezi hekimi veya aile hekiminin” ibaresinin hukuka aykırı olduğu öne sürülerek iptali istenilmektedir.

Sağlık_Bakanlığı’nın_Savunmasının_Özeti  : 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ve 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanununa uygun olarak, belediyelerdeki mevcut hekim sayısını azlığı ve yalnızca belediye hekimleri tarafından hizmetin ifasının imkansızlığı nedeniyle kamu yararı ve hizmet gerekleri uyarınca dava konusu yönetmeliğin tesis edildiği, söz konusu düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmadığı iddiasıyla davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

İçişleri Bakanlığı’nın_Savunmasının_Özeti:  1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ve 01/07/1931 tarih ve 11410 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Mezarlıklar Hakkındaki Nizamnameye uygun olarak, belediyelerdeki mevcut hekim sayısını azlığı ve yalnızca belediye hekimleri tarafından hizmetin ifasının imkansızlığı nedeniyledava konusu yönetmeliğin tesis edildiği, söz konusu düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmadığı iddiasıyla davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi    : Halil Mercan

Düşüncesi                               : Üst hukuk normlarına aykırı olanMezarlık Yerlerinin İnşası ile Cenaze Nakil ve Defin İşlemleri Hakkındaki Yönetmeliğin dava konusu maddelerinin iptali gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı                           : Serpil Tunç Yetkin

TÜRK MİLLETİ ADINA

  Hüküm veren Danıştay Onyedinci Dairesince, duruşma için önceden taraflara bildirilen 28/01/2016 tarihinde davacıyı temsilen Av. Semih Önem’in geldiği, davalı idareleri temsilen duruşmaya katılan olmadığı, Danıştay Savcısı’nın hazır olduğu görülmekle açık duruşmaya başlandı. Davacıya usulüne uygun söz verilip dinlenildikten, Danıştay Savcısı’nın düşüncesi alınıp hazır bulunan davacı vekilinin savcı düşüncesine yönelik cevapları dinlenilerek duruşmaya son verildi, dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:

Dava, 19/01/2013 tarihli ve 28533 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Mezarlık Yerlerinin İnşası ile Cenaze Nakil ve Defin İşlemleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile değiştirilen 19/01/2010 tarihli ve 27467 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Mezarlık Yerlerinin İnşası ile Cenaze Nakil ve Defin İşlemleri Hakkında Yönetmeliğin; 4. maddesinin (h) bendinin ve 16. maddesinin 4. bendinde bulunan “Mesai saatleri dışında verilecek olan ölüm belgelerinin düzenlenmesi işi ilçe bazında, belediye tabibi, toplum sağlığı merkezi hekimi ve aile hekimlerinin dahil olduğu nöbet sistemi ile verilir. Bu nöbet listesi toplum sağlığı merkezlerince oluşturulur, mahalli mülki amir tarafından onaylanır. Nöbet listesi oluşturulurken coğrafi şartlar göz önünde bulundurularak ilçeler birleştirilebilir. Mesai saatleri dışında ölüm belgesi düzenlenmesine ilişkin nöbet, adli hizmet nöbetleri ile birlikte verilebilir. 112 acil sağlık istasyonu görevlileri vakaya gittiklerinde ölüm gerçekleşmiş ise doğrudan ölüm belgesi düzenleyebilir. Bu nöbet uygulamasında ihtiyaç duyulan lojistik hizmetler halk sağlığı müdürlüklerince verilir.” ibaresinin ve 19. maddesinde bulunan “…toplum sağlığı merkezi hekimi veya aile hekiminin” ibaresinin iptali istemiyle açılmıştır.

06/05/1930 tarih ve 1489 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun 8. maddesinde; “Her kazada ve icabı takdirinde nahiye merkezlerinde bir veya mütaaddit Hükümet tabipleri istihdam olunur. Hükümet tabipleri doğrudan doğruya vilayet sıhhiye müdürünün emri altında olup memur oldukları mahallerin sıhhi umur ve muamelelerinden mesuldür ve kaymakamın sıhhi hususatta sıhhi müşaviridir. Hükümet tabiplerinin maiyyetlerinde sıhhi işlerde kendilerine muavenette bulunmak üzere küçük sıhhat memurları istihdam edilir.”, 216. maddesinde “Belediye tabipleri olan yerlerde defin ruhsatiyeleri bu tabipler tarafından, bulunmadığı takdirde Hükümet tabipleri tarafından mevtanın muayenesinden sonra verilir. Ölümüne sebep olan hastalık esnasında tedavi eden tabibin verdiği ruhsatname resmi tabipler tarafından tasdik edilmek şartiyle muteberdir.”, 218. maddesinde “Bütün hastane ve sair sıhhi müesseselerde ölenlere ait defin ruhsatiyeleri o müessesenin müdür ve baştabibi tarafından verilir ve usulü dairesinde resmi tabipler tarafından tasdik edilir. Kendine ait hususi mezarlığı olan müesseselerdeki ölülerin ismi ve hüviyeti sebeb i vefatiyle birlikte yirmidört saat zarfında belediye dairesine bildirilir.”, 219. maddesinde “Tabip bulunmayan yerlerde ölülerin muayeneleri küçük sıhhat memurları veya bu iş için yetiştirilmiş veya tavzif edilmiş memurin tarafından icra ve ruhsatnameleri verilir. Bunların bulunmadığı yerlerde defin ruhsatiyesi ya jandarma karakol kumandanları veya köy muhtarları tarafından ita olunur. Her şehir, kasaba veya köyde ölü muayenesi yapacak ve defin ruhsatını verecek olanlar en büyük mülkiye memuru tarafından tayin ve ilan olunur.” hükümlerine yer verilmiştir.

Yukarıda aktarılan 1593 sayılı Yasa’da; her ilçede hükümet tabibinin olacağı, hükümet tabiplerinin il sağlık müdürünün emri altında oldukları, bulundukları yerlerin sağlık işerinden sorumlu oldukları, defin ruhsatları belediye tabiplerinin olduğu yerlerde belediye tabipleri tarafından, belediye tabibinin bulunmadığı takdirde ise hükümet tabibi tarafından verileceği, tabip bulunmayan yerlerde ise sağlık memurları tarafından, sağlık memurlarının da bulunmadığı yerlerde ise jandarma karakol komutanları veya köy muhtarlarınca verileceği belirtilmektedir.Defin ruhsatı verilmesi hususunda bir sıralamaya yer verildiğinde görevin belediye tabibine ait olduğu, belediye tabibinin olmadığı yerlerde ise hükümet tabibinin görevli olduğu aktarılan yasa hükümlerinden anlaşılmaktadır.

Sağlık Bakanlığının belirleyeceği illerde, birinci basamak sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi, birey ihtiyaçları doğrultusunda koruyucu sağlık hizmetlerine ağırlık verilmesi, kişisel sağlık kayıtlarının tutulması ve bu hizmetlere eşit erişimin sağlanması amacıyla aile hekimliği hizmetlerinin yürütülebilmesini teminen görevlendirilecek veya çalıştırılacak sağlık personelinin statüsü ve malî hakları ile hizmetin esaslarını düzenlemek amacıyla hazırlanan, 09/12/2004 tarih ve 25665 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanun’un “Tanımlar” başlıklı 2. maddesinde; “Aile hekimi; kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ile birinci basamak teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini yaş, cinsiyet ve hastalık ayrımı yapmaksızın her kişiye kapsamlı ve devamlı olarak belli bir mekânda vermekle yükümlü, gerektiği ölçüde gezici sağlık hizmeti veren ve tam gün esasına göre çalışan aile hekimliği uzmanı veya Sağlık Bakanlığının öngördüğü eğitimleri alan uzman tabip veya tabiptir.”, Personelin statüsü ve malî haklar başlıklı 3. maddesinde, ” kamu kurumlarında çalışan uzman tabip ve tabiplerin kendi kurumlarında aylıksız izinli sayılmak ve sözleşme yapmak suretiyle ait hekimliği yapabilecekleri, bunların 657 sayılı kanun ile diğer kanunların sözleşmeli persanel çalıştırılmasına ilişkin kurallarına bağlı olmayacakları hükme bağlandıktan sonra………. (Ek cümle : 04/07/2012-6354/ 12 md., Değişik ikinci cümle: 02/01/2014-6514/52 md.) Aile hekimlerine ve aile sağlığı elemanlarına 657 sayılı Kanunun ek 33 üncü maddesinde belirtilen yerlerde haftalık çalışma süresi ve mesai saatleri dışında ayda asgari sekiz saat; ihtiyaç hâlinde ise bu sürenin üzerinde nöbet görevi verilir. (Ek cümle: 02/01/2014-6514/52 md.) Bunlara entegre sağlık hizmeti sunulan merkezlerde artırımlı ücretten yararlananlar hariç olmak üzere, 657 sayılı Kanunun ek 33 üncü maddesi çerçevesinde nöbet ücreti ödenir.”, hükmüne yer verilmiş, 6. maddesinde aile hekimlerinin görevleriyle ilgili ya da görevleri başında işledikleri veya kendilerine karşı işlenen suçlarda Devlet memurları gibi kabul edilecekleri kurala bağlanmış, 4. maddesinde “hazine, belediye veya il özel idarelerine ati taşınmazlardan aile sağlığı merkezi olarak kullanılması uygun görülenlerin doğrudan aile hekimlerine kiraya verilebileceği” belirtilmiş. “Hizmetin esasları” başlıklı 5. maddesinde; “…..Aile hekimliği hizmetleri ücretsizdir; acil haller hariç, haftada kırk saatten az olmamak kaydı ile Bakanlıkça belirlenen kıstaslar çerçevesinde ilgili aile hekiminin talebi ve o yerin sağlık idaresince onaylanan çalışma saatleri içinde yerine getirilir. (Ek cümle: 10/09/2014-6552/117 md.) Türkiye Halk Sağlığı Kurumunca belirlenen aile sağlığı merkezlerinde çalışma saatleri dışında, aile hekimleri ve aile sağlığı elemanları ile gerektiğinde Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşları personeline nöbet görevi verilebilir………” hükümlerine yer verilmiştir.

23/07/1965 tarih ve 12056 sayılı Resmi Gazete de yayımlanan Devlet Memurları Kanununun ek 33. maddesinde; “Yataklı tedavi kurumları, seyyar hastaneler, ağız ve diş sağlığı merkezleri, aile sağlığı merkezleri, toplum sağlığı merkezleri ve 112 acil sağlık hizmetlerinde haftalık çalışma süresi dışında normal, acil veya branş nöbeti tutarak, bu nöbet karşılığında kurumunca izin kullanmasına müsaade edilmeyen memurlar ile sözleşmeli personele, izin suretiyle karşılanamayan her bir nöbet saati için (nöbet süresi kesintisiz 6 saatten az olmamak üzere), aşağıda gösterilen gösterge rakamlarının aylık katsayısı ile çarpılması sonucu hesaplanacak tutarda nöbet ücreti ödenir” hükmüne yer verilmiştir.

Yukarıda aktarılan5258 sayılı Yasa ve 657 sayılı Yasanın birlikte değerlendirilmesinden, aile hekimliğinin 657 sayılı Yasa’da düzenlenen devlet memeruluğundan ve bu Yasa’da ve diğer yasalarda belirtilen sözleşmeli personel statüsünden temelde farklı bir statü olduğu, aile hekimlerinin görevlerinin 5258 sayılı Yasa’da sınırlı bir şekilde sayıldığı, aile hekiminin kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ile birinci basamak teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerinidevamlı olarak belli bir mekânda vermekle yükümlü olduğu, gerektiğindegezici sağlık hizmeti de vermesinin öngörüldüğü, ayrıca aile hekimlerine ve aile sağlığı elemanlarınanöbet görevi verilebileceği ancak bu nöbetin657 sayılı Kanunun ek 33 üncü maddesinde belirtilen yerlerde olacağı, bu yerlerin ise Yataklı tedavi kurumları, seyyar hastaneler, ağız ve diş sağlığı merkezleri, aile sağlığı merkezleri, toplum sağlığı merkezleri ve 112 acil sağlık hizmetleri olduğu, anılan yerler dışında aile hekimlerine nöbet görevi verilemeyeceği anlaşılmaktadır.

Sıhhi açıdan mezarlık yer seçimi kriterlerinin tespiti ve ölümden define kadar bütün iş ve işlemlerin usul ve esaslarını belirlemek amacıyla hazırlanan 19/01/2010 gün ve 27467 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğegiren Mezarlık Yerlerinin İnşaası ile Cenaze Nakil ve Defin İşlemleri Hakkında Yönetmelik’te değişiklik yapan 19/01/2013 gün ve 28533 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Mezarlık Yerlerinin İnşası ile Cenaze Nakil ve Defin İşlemleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesiyle değişik 4. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinde “Ölüm belgesinin tabip veya ölüm belgesi düzenleme yetkilisi tarafından verilen, cenazenin defninin yapılmasının uygun olduğunu gösteren Ek-2’deki belge” olarak tanımlandığı, (h) bendinde, “Hükümet tabibinin toplum sağlığı merkezi hekimini veya aile hekimini,” ifade ettiği; 7. maddesiyle değişik “Gömme İzin Belgesi Verilmesi” başlıklı 16. maddesinin 3. fıkrasında, “ölümün sağlık kurumları dışında gerçekleşmesi durumunda ölüm belgesi cenazenin bulunduğu yerdeki belediye tabibi tarafından, belediye tabibi bulunmayan yerlerde toplum sağlığı merkezi hekimi yoksa aile hekimi tarafından, bunların bulunmaması halinde ise ölüm belgesi düzenleme yetkilisi tarafından verileceği” 4 fıkrasında, “ölüm belgesi düzenleme yetkilisi bulunmayan veya makul sürede ulaşılamadığı yerlerde ise bu belge jandarma karakol komutanları veya köy muhtarları tarafından verileceği,mesai saatleri dışında verilecek olan ölüm belgelerinin ilçe bazında, belediye tabibi, toplum sağlığı merkezi hekimi ve aile hekimlerinin dahil olduğu nöbet sistemi ile verileceği, bu nöbet listesinin toplum sağlığı merkezlerince oluşturulacağı, mahalli mülki amir tarafından onaylanacağı, nöbet listesi oluşturulurken coğrafi şartlar göz önünde bulundurularak ilçelerin birleştirilebileceği,mesai saatleri dışında ölüm belgesi düzenlenmesine ilişkin nöbetlerin, adli hizmet nöbetleri ile birlikte verilebileceği, 112 acil sağlık istasyonu görevlilerinin vakaya gittiklerinde ölüm gerçekleşmiş ise doğrudan ölüm belgesi düzenleyebilecekleri, bu nöbet uygulamasında ihtiyaç duyulan lojistik hizmetlerin halk sağlığı müdürlüklerince verilebileceği, 10. maddesiyle değişik 19. maddesinde, ölüm belgesi düzenleme yetkilisinin görev yaptığı yerde belediye tabibi, toplum sağlığı merkezi hekimi veya aile hekiminin göreve  başlaması durumunda ölüm belgesi düzenleme yetkilisinin   görevinin kendiliğinden sona ereceği düzenlemelerine yer verilmiştir.

Dava dosyasının incelenmesinden, 19/01/2013 tarihli ve 28533 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Mezarlık Yerlerinin İnşası ile Cenaze Nakil ve Defin İşlemleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile değiştirilen 19/10/2010 tarihli ve 27467 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Mezarlık Yerlerinin İnşası ile Cenaze Nakil ve Defin İşlemleri Hakkında Yönetmeliğin; 4. maddesinin (h) bendinin ve 16. maddesinin 4. bendinde bulunan “Mesai saatleri dışında verilecek olan ölüm belgelerinin düzenlenmesi işi ilçe bazında, belediye tabibi, toplum sağlığı merkezi hekimi ve aile hekimlerinin dahil olduğu nöbet sistemi ile verilir. Bu nöbet listesi toplum sağlığı merkezlerince oluşturulur, mahalli mülki amir tarafından onaylanır. Nöbet listesi oluşturulurken coğrafi şartlar göz önünde bulundurularak ilçeler birleştirilebilir. Mesai saatleri dışında ölüm belgesi düzenlenmesine ilişkin nöbet, adli hizmet nöbetleri ile birlikte verilebilir. 112 acil sağlık istasyonu görevlileri vakaya gittiklerinde ölüm gerçekleşmiş ise doğrudan ölüm belgesi düzenleyebilir. Bu nöbet uygulamasında ihtiyaç duyulan lojistik hizmetler halk sağlığı müdürlüklerince verilir.” ibaresinin ve 19. maddesinde bulunan “…toplum sağlığı merkezi hekimi veya aile hekiminin” ibaresinin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Dava konusu Yönetmeliğin4. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde düzenlenen “veya aile hekimini” ibaresi yönünden inceleme:

Yukarıda aktarılan 1593 sayılı yasanın 8. Maddesinde “hükümet tabibinin” tanımlandığı buna göre, her ilçede hükümet tabibinin olacağı, hükümet tabiplerinin il sağlık müdürünün emri altında oldukları vebulundukları yerlerin sağlık işlerinden sorumlu olduklarının belirtildiği, ancak hükümet tabibinin toplum sağlığı merkezi hekimini veya aile hekimini belirttiğine ilişkin herhangi bir düzenleme olamadığı, ayrıca aile hekimlerinin statüleri ve mali haklarının düzenlendiği 5258 sayılı yasada da aile hekimlerinin hükümet tabibi olduğuna ilişkin herhangi bir düzenlemeye yer verilmediği görülmektedir.

Gerek 5258 sayılı yasa da gerek dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan1593 sayılı Yasada hükümet tabibinin aile hekimi olduğuna ilişkin herhangi bir düzenleme olmamasına rağmen, aile hekimlerine söz konusu Yasalarda belirtilen görevler dışında görev verilemeyeceğindenanılan yasalarıaşar nitelikte aile hekimlerini yeni bir statüyü sokan ve yeni bir görev veren dava konusu düzenlemede hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Dava konusu Yönetmeliğin 16. maddesinin 4. fıkrası ve 19. maddesinde bulunan “…toplum sağlığı merkezi hekimi veya aile hekiminin” ibaresi  yönünden inceme;

Yukarıda aktarılan 1593 sayılı Yasa’da Gömme İzin Belgesi düzenleme görevinin öncelikli olarak belediye tabiplerine ait olduğu, belediye tabiplerinin olmadığı yerlerde hükümet tabiplerince düzenleneceğinin belirtildiği, aile hekiminin Gömme İzin Belgesi düzenleyeceğine ilişkin dava konusu yönetmeliğin dayanağı olan 1593 sayılı Yasa’da herhangi bir düzenleme olmadığı, ayrıca aile hekimlerinin görevlerinin 5258 sayılı Yasa’dayer aldığı, ancak anılan Yasada da aile hekimlerinin Gömme İzin Belgesi düzenleyeceğine ilişkin herhangi bir hükme yer verilmediği görülmektedir.

Bu durumda gerek 1593 sayılı Yasa’da gerekse 5258 sayılı Yasa da aile hekimlerine gerek Gömme İzin Belgesi düzenlemelerine gerekse Gömme İzin Belgesi nöbeti tutmalarına ilişkin düzenleme yer almamasına rağmen yasa ile görevleri belirlenen aile hekimlerine anılan Yasaları aşar nitelikte görev verilmesi ve yükümlülük getirilmesine ilişkin dava konusu kurallarda da hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Bununla birlikte 5258 sayılı Yasa uyarınca aile hekimlerine mesai saatleri dışındanöbet görevi verilebileceği, ancak bu nöbet görevinin 657 sayılı Kanunun ek 33 üncü maddesinde belirtilen yataklı tedavi kurumları, seyyar hastaneler, ağız ve diş sağlığı merkezleri, aile sağlığı merkezleri, toplum sağlığı merkezleri ve 112 acil sağlık hizmetlerinde olacağı açıktır.

Açıklanan nedenlerle; 19/01/2013 tarihli ve 28533 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmelik ile değiştirilen 19/01/2010 tarihli ve 27467 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Mezarlık Yerlerinin İnşası ile Cenaze Nakil ve Defin İşlemleri Hakkında Yönetmeliğin; 4. maddesinin (h) bendinin ve 16. maddesinin 4. bendinde bulunan “Mesai saatleri dışında verilecek olan ölüm belgelerinin düzenlenmesi işi ilçe bazında, belediye tabibi, toplum sağlığı merkezi hekimi ve aile hekimlerinin dahil olduğu nöbet sistemi ile verilir. Bu nöbet listesi toplum sağlığı merkezlerince oluşturulur, mahalli mülki amir tarafından onaylanır. Nöbet listesi oluşturulurken coğrafi şartlar göz önünde bulundurularak ilçeler birleştirilebilir. Mesai saatleri dışında ölüm belgesi düzenlenmesine ilişkin nöbet, adli hizmet nöbetleri ile birlikte verilebilir. 112 acil sağlık istasyonu görevlileri vakaya gittiklerinde ölüm gerçekleşmiş ise doğrudan ölüm belgesi düzenleyebilir. Bu nöbet uygulamasında ihtiyaç duyulan lojistik hizmetler halk sağlığı müdürlüklerince verilir.” ibaresinin ve 19. maddesinde bulunan “…toplum sağlığı merkezi hekimi veya aile hekiminin” ibaresinin İPTALİNE, aşağıda dökümü yapılan yargılama giderleri ve kararın verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 3.000,00 TL avukatlık ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, posta avansından artan kısmın davacıya iadesine,bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde, Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 28/01/2016 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

 

Başkan

 

Üye

 

Üye

 

Üye

 

Üye

Enver

KAYA

(X)

Hasan

TURGUT

Hasan

DEMİR

Bülent

KILINÇ

Hamza

EYİDEMİR

 

 

Yargılama Giderleri:

Başvuru Harcı…………..: 37,25- TL

Karar Harcı……………….: 50,45- TL

Yürütme Harcı…………. : 40,00- TL

Vekalet Harcı…………….: 3,75

Posta Gideri……………..: 147,00-TL

TOPLAM……………………:278,45-TL

(X)-KARŞI OY:

Dava, 19/01/2013 tarihli ve 28533 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Mezarlık Yerlerinin İnşası ile Cenaze Nakil ve Defin İşlemleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile değiştirilen 19/01/2010 tarihli ve 27467 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Mezarlık Yerlerinin İnşası ile Cenaze Nakil ve Defin İşlemleri Hakkında Yönetmeliğin; 4. maddesinin (h) bendinin ve 16. maddesinin 4. bendinde bulunan “Mesai saatleri dışında verilecek olan ölüm belgelerinin düzenlenmesi işi ilçe bazında, belediye tabibi, toplum sağlığı merkezi hekimi ve aile hekimlerinin dahil olduğu nöbet sistemi ile verilir. Bu nöbet listesi toplum sağlığı merkezlerince oluşturulur, mahalli mülki amir tarafından onaylanır. Nöbet listesi oluşturulurken coğrafi şartlar göz önünde bulundurularak ilçeler birleştirilebilir. Mesai saatleri dışında ölüm belgesi düzenlenmesine ilişkin nöbet, adli hizmet nöbetleri ile birlikte verilebilir. 112 acil sağlık istasyonu görevlileri vakaya gittiklerinde ölüm gerçekleşmiş ise doğrudan ölüm belgesi düzenleyebilir. Bu nöbet uygulamasında ihtiyaç duyulan lojistik hizmetler halk sağlığı müdürlüklerince verilir.” ibaresinin ve 19. maddesinde bulunan “…toplum sağlığı merkezi hekimi veya aile hekiminin” ibaresinin iptali istemiyle açılmıştır.

09/12/2004 tarih ve 25665 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanun’un “Tanımlar” başlıklı 2. maddesinde; “Aile hekimi; kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ile birinci basamak teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini yaş, cinsiyet ve hastalık ayrımı yapmaksızın her kişiye kapsamlı ve devamlı olarak belli bir mekânda vermekle yükümlü, gerektiği ölçüde gezici sağlık hizmeti veren ve tam gün esasına göre çalışan aile hekimliği uzmanı veya Sağlık Bakanlığının öngördüğü eğitimleri alan uzman tabip veya tabiptir.” düzenlemesine yer verilmiş; aynı Kanunun “Hizmetin esasları” başlıklı 5. maddesinde; aile hekimliği hizmetlerinin ücretsiz olduğu,acil haller hariç, haftada kırk saatten az olmamak kaydı ile Bakanlıkça belirlenen kıstaslar çerçevesinde ilgili aile hekiminin talebi ve o yerin sağlık idaresince onaylanan çalışma saatleri içinde yerine getirileceği, (Ek cümle: 10/09/2014-6552/117 md.) Türkiye Halk Sağlığı Kurumunca belirlenen aile sağlığı merkezlerinde çalışma saatleri dışında, aile hekimleri ve aile sağlığı elemanları ile gerektiğinde Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşları personeline nöbet görevi verilebileceği, ilgili mevzuatta birinci basamak sağlık kuruluşları ve resmî tabiplerce düzenlenmesi öngörülen her türlü rapor, sevk evrakı, reçete ve sair belgelerin, aile hekimliği uygulamasına geçilen yerlerde aile hekimleri tarafından düzenleneceği, hükmüne yer verilmiş; “Yönetmelikler” başlıklı 8. maddesinde, Aile hekimi ve aile sağlığı elemanlarının çalışma usul ve esasları; çalışılan yer, kurum ve statülerine göre öncelik sıralaması; aile hekimliği uygulamasına geçişe ve nakillere ilişkin puanlama sistemi ve sayıları; aile sağlığı merkezi olarak kullanılacak yerlerde aranacak fizikî ve teknik şartlar;meslek ilkeleri; iş tanımları; performans ve hizmet kalite standartları; hasta sevk evrakı, reçete, rapor ve diğer kullanılacak belgelerin şekli ve içeriği, kayıtların tutulması ile çalışma ve denetime ilişkin usul ve esaslar, Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği kurala bağlanmıştır.

1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun 216. maddesinde, belediye tabipleri olan yerlerde defin ruhsatiyeleri bu tabipler tarafından, bulunmadığı takdirde Hükümet tabipleri tarafından mevtanın muayenesinden sonra verileceği, ölümüne sebep olan hastalık esnasında tedavi eden tabibin verdiği ruhsatnamenin resmi tabipler tarafından tasdik edilmek şartiyle muteber olacağı, 219. maddesinde, tabip bulunmayan yerlerde ölülerin muayenelerinin küçük sıhhat memurları veya bu iş için yetiştirilmiş veya tavzif edilmiş memurin tarafından icra ve ruhsatnameleri verileceği, bunların bulunmadığı yerlerde defin ruhsatiyesi ya jandarma karakol kumandanları veya köy muhtarları tarafından ita olunacağı, her şehir, kasaba veya köyde ölü muayenesi yapacak ve defin ruhsatını verecek olanların ise en büyük mülkiye memuru tarafından tayin ve ilan olunacağı,hükme bağlanmıştır.

Dava konusu 19/01/2013 gün ve 28533 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Mezarlık Yerlerinin İnşası ile Cenaze Nakil ve Defin İşlemleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile 19/01/2010 gün ve 27467 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Mezarlık Yerlerinin İnşaası ile Cenaze Nakil ve Defin İşlemleri Hakkında Yönetmeliğin 3. maddesiyle değişik 4. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde, “Hükümet tabibi: Toplum sağlığı merkezi hekimini veya aile hekimini,”ifade ettiği; 7. maddesiyle değişik “Gömme İzin Belgesi Verilmesi” başlıklı 16. maddesinin 2. fıkrasında, ölüm, özel sağlık kuruluşlarında gerçekleşmiş ise, ölüme sebep olan hastalık esnasında tedavi eden tabibin verdiği ölüm belgesi varsa bu belge belediye tabibi, yoksa toplum sağlığı merkezi hekimi veya aile hekimi tarafından tasdik edilmek şartıyla geçerli olacağı, tasdik işleminin elektronik ortamda da yapılabileceği öngörülmüş; 3. fıkrasında, ölümün sağlık  kurumları dışında   gerçekleşmesi durumunda ölüm belgesi cenazenin bulunduğu yerdeki belediye tabibi tarafından, belediye tabibi bulunmayan yerlerde toplum sağlığı merkezi hekimi yoksa aile hekimi tarafından, bunların bulunmaması halinde ise ölüm belgesi düzenleme yetkilisi tarafından verileceği; 4 fıkrasının 2. cümlesinde, mesai saatleri dışında verilecek olan ölüm belgelerinin düzenlenmesi işi ilçe bazında, belediye tabibi,toplum sağlığı merkezi hekimi ve aile hekimlerinin dahil olduğu nöbet sistemi ile verileceği öngörülmüş; 10. maddesiyle değişik 19. maddesinde, ölüm belgesi düzenleme yetkilisinin görev yaptığı yerde belediye tabibi, toplum sağlığı merkezi hekimi veya aile hekiminin göreve  başlaması durumunda ölüm belgesi düzenleme yetkilisinin   görevinin kendiliğinden sona ereceği, düzenlemelerine yer verilmiştir.

Bu bağlamda, Umumi Hıfzıssıhha Kanunu uyarınca defin ruhsatının başka bir anlatım ile gömme izin belgesinin kural olarak belediye tabibi tarafından verileceği, belediye tabibi olmayan yerlerde bu görev ve yetkinin Hükümet tabibinde olduğu, tabip bulunmayan yerlerde ise söz konusu belgenin küçük sıhhat memurları veya bu konu ile görevlendirilmiş memurlar tarafından verileceği, bunların da olmadığı yerlerde defin ruhsatiyesinin jandarma karakol komutanı veya köy muhtarınca tanzim edileceği, Umumi Hıfzıssıhha Kanununa dayanılarak çıkarılan dava konusu Mezarlık Yerlerinin İnşaası ile Cenaze Nakil ve Defin İşlemleri Hakkında Yönetmelikte de defin ruhsatiyesinin ölümün resmi sağlık kurumunda gerçekleşmesi durumunda bu yer tarafından düzenleneceği, özel sağlık kuruluşunda gerçekleşmesi durumunda kişiyi tedavi eden hekimin düzenlediği defin ruhsatının belediye tabibi, belediye tabibi yoksa toplum sağlığı hekimi ya da aile hekimi tarafından tasdik edileceği, ölümün sağlık kuruluşları dışında gerçekleşmesi halinde ise defin ruhsatının cenazenin bulunduğu yerdeki belediye tabibi, belediye tabibi yoksa toplum sağlığı hekimi ya da aile hekimi, bunlarında bulunmaması halinde gömme izin belgesi görevlisi tarafından tanzim edileceği, dolayısıyla defin ruhsatı düzenleme yetkisinin öncelikle belediye tabibine verilmiş olduğu, belediye tabibinin olmadığı yerlerde ise bu belgeyi düzenleme görevinin toplum sağlığı hekimlerine ve aile sağlığı hekimlerine geçtiği anlaşılmaktadır.

Yukarıda açıklanan tüm bu bilgiler ışığında, defin ruhsatının belediye tabiplerinin olduğu yerlerde öncelikle bu tabipler tarafından düzenlenmesi gerektiği, ancak adli tıbbi hizmetlerinyürütülmesineihtiyaçduyulanyerlerdebelediyelerdeistihdam edilen tabip sayısının azlığı ve iş yükünün fazlalığı da göz önüne alındığında, defin ruhsatı düzenleme hizmetlerinin verilmesinde  bir aksaklığın yaşanmaması ve bu hizmetlerin ülke genelinde düzenli yürütülmesinin sağlanması amacıyla kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak defin ruhsatı düzenlenmesinde toplum sağlığı hekimleri ile aile hekimlerinin de görevlendirilebileceği ve yetkilendirilebileceği sonucuna ulaşılmıştır.

Bu durumda,üst hukuk normu olan 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ile 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanununa uygun olarak adli tıbbi hizmetlerin aksamadan etkin bir şekilde yürütülmesini sağlamak amacına yönelik düzenlemeler içeren dava konusu Mezarlık Yerlerinin İnşası ile Cenaze Nakil ve Defin İşlemleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin iptali istenilen hükümlerinde mevzuata ve hukuka aykırılık görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği gerekçesiyle çoğunluk kararına katılmıyorum.

Başkan

Enver
KAYA

Facebook Yorumları