3. HD 2014/19263 E., 2015/2396 K.

3. Hukuk Dairesi         2014/19263 E.  ,  2015/2396 K.
“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : DÜZCE 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/06/2014
NUMARASI : 2013/404-2014/197

Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dava dilekçesinde; Sağlık Komisyonu raporlarına göre, 15.09.2005 – 28.02.2009 tarihleri arasında sözleşmeli ebe olarak çalışan davalıya yapılan fazla ödemenin tahsili talep edilmiştir.

Davalı vekili cevabında; fazla ödeme yapılmasında davalının kusurunun bulunmadığını beyan etmiş, zamanaşımı def’inde bulunmuştur.

Mahkemece; 22.11.2012 tarihli ilk kararında, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, davacı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizin 15.05.2013 tarih, 2013/6823 Esas -8168 Karar sayılı ilamı ile; “S.. B..; uzman hekimleri, sözleşme yaparak ve görevlendirme yoluyla, aile hekimi olarak çalıştırmaya yetkilidir. O halde, uyuşmazlığın sağlıklı bir şekilde çözüme kavuşturulması için; davalı aile hekiminin, mevcut kadrosunda sözleşmeli olarak mı, yoksa görevlendirme ile mi çalışmakta olduğunun belirlenmesi gerekmektedir. Ne var ki, mahkemece; bu yönde araştırma yapılmadan eksik inceleme ile hüküm tesis edilmiştir.

Hal böyle olunca, mahkemece; öncelikle davalı aile hekiminin, davaya konu edilen fazla ödemenin yapıldığı dönemde sözleşmeli olarak mı, yoksa görevlendirme ile hizmet verdiğinin açıklığa kavuşturulması, ondan sonra borcun kaynağının sözleşme mi yoksa sebepsiz zenginleşme mi olduğunun ve buna bağlı olarak zamanaşımı süresinin ve başlangıcının belirlenmesi, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken; eksik inceleme ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı görülmüş, bu husus bozmayı gerektirmiştir” gerekçesi ile bozma karar verilmiş, mahkemece; bozma ilamına uyulmasından sonra 24.06.2014 tarihli 2. kararında davanın sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayalı olduğu belirtilerek, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.

Dosya kapsamından, davalının ebe olarak çalıştığı Aile Hekimliğinde, Merkezi Nüfus İşletim Sisteminde (MERNİS) de ölü olan kayıtların silinmemesi nedeniyle sağlık elemanlarına yapılan fazla ödemelerin 15.09.2005 – 28.02.2009 dönem için 1.934 TL asıl, 608 TL faiz olmak üzere 2.542,94 TL’nin davalıdan tahsili talep edilmiş, bilirkişi raporunda 884.62 TL anapara, 402.99 TL faiz olmak üzere davalıya 1.287.61 TL fazla ödeme yapıldığı açıklanmıştır.
Düzce Valiliği Halk Sağlığı Müdürlüğü’nün 28.11.2013 tarihli yazısı ile davalı …. Ü.. A..’un 15.02.2007 tarihinden itibaren “ sözleşmeli” ailesağlığı elemanı olarak halen görev yaptığı belirtilmiş ve buna ilişkin davalı ile davacı kurum arasında düzenlenen ve her yıl yenilenen 15.02.2007 – 01.01.2008 – 01.01.2009 -01.08.2009 tarihli sözleşme örnekleri ibraz edilmiştir.

Bu durumda, davacı ile davalı arasında sözleşme ilişkisi bulunduğu anlaşıldığına göre sözleşmeden doğan bir hukuki ilişkinin bulunduğu hallerde taraflar sebepsiz zenginleşmeye dayanan bir talepde bulunamazlar. HGK.’nın 13.06.2007 tarih, 2007/18-330 E- 350 K.sayılı kararı ile, sözleşme niteliğindeki yüklenme senedinden kaynaklanan uyuşmazlıkta fazla ödenen paranın geri alınmasının sözleşme hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Nitekim, aynı nitelikte olan emsal Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne ait kararlarında da yüklenme senetlerinin sözleşme niteliğinde olduğu kabul edilmiştir.

Taraflar arasındaki hukuki ilişkinin sözleşmeden kaynaklandığına ve TBK.’nın 146. (BK 125.) maddesi gereğince zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu, davada zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşıldığına göre, mahkemece; davanın esası hakkında inceleme yapılarak ve taraflardan delilleri sorularak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Facebook Yorumları