Denetim Görevlilerinin taşımaları gereken şartlar

Aile Hekimleri hakkında gerek 4483 sayılı Kanun uyarınca başlatılan Ön İncelemelerde, gerekse Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliği uyarınca başlatılan Disiplin Soruşturmalarında görev alan kişilerin sahip olmaları gereken özellikler ve uymaları gereken kurallar nelerdir?

Anayasanın 129 uncu maddesinde, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin haklarında işledikleri iddia edilen suçlardan ötürü ceza kovuşturması açılması Kanunla belirtilen istisnalar dışında, Kanunun gösterdiği idari merciin iznine bağlı olacağı, Devlet Memurları Kanunun 24 üncü maddesinde ise Devlet memurlarının görevleriyle ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılması ve haklarında dava açılmasının özel hükümlere bağlı olduğu belirtilmektedir.

          Anayasa Mahkemesi’nin 7/11/2008 tarih ve 27047 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 21/02/2008 tarih ve E.2005/10-K.2008/63 sayılı kararında sözleşmeli aile hekimleri ve aile sağlığı elemanlarının devlet memuru ve işçi olmadıkları açık bir şekilde ifade edilmiş ve “diğer kamu görevlisi” kapsamında olduğu değerlendirilmiştir. Dolayısı ile aile hekimleri ve aile sağlığı elemanları memur veya işçi olmayıp 5258 sayılı kanuna göre sözleşmeli olarak çalıştırılan ve Anayasa da hükmünü bulan diğer kamu görevlileridir.

Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliğinin Denetim başlıklı 11 inci maddesi ile “Aile sağlığı merkezi, aile hekimleri ve aile sağlığı elemanları, Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinin 29 uncu maddesi hükmü çerçevesinde, olağan dışı denetimler hariç olmak üzere, altı aylık aralıklarla denetlenir. Yapılan denetimler sonucunda ilgili mevzuat ve sözleşme şartlarına aykırı fiillerin tespit edilmesi hâlinde aykırılığın mahiyetine göre;

a) Adlî yönden, 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümlerine göre,

b) İdarî yönden 13 üncü ve 14 üncü madde hükümlerine göre,

c) Kamu zararı oluşturan malî hususlar yönünden; 27/9/2006 tarihli ve 2006/11058 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre,

gerekli işlemler tesis edilir.” hükmü yer almaktadır.

      4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun ile; memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı yargılanabilmeleri için izin vermeye yetkili merciler belirlenmiş ve izlenecek usul düzenlenmiş olup, mezkûr Kanun’un Ön İnceleme başlıklı 5 inci maddesinin üçüncü fıkrası ile “Ön inceleme, izin vermeye yetkili merci tarafından bizzat yapılabileceği gibi, görevlendireceği bir veya birkaç denetim elemanı veya hakkında inceleme yapılanın üstü konumundaki memur ve kamu görevlilerinden biri veya birkaçı eliyle de yaptırılabilir. İnceleme yapacakların, izin vermeye yetkili merciin bulunduğu kamu kurum veya kuruluşunun içerisinden belirlenmesi esastır. İşin özelliğine göre bu merci, anılan incelemenin başka bir kamu kurum veya kuruluşunun elemanlarıyla yaptırılmasını da ilgili kuruluştan isteyebilir. Bu isteğin yerine getirilmesi, ilgili kuruluşun takdirine bağlıdır.” hükmü getirilmiştir.

       Ön inceleme, 4483 sayılı Kanun uyarınca soruşturma, izni vermeye yetkili mercii tarafından bizzat yapılabileceği gibi, görevlendireceği bir veya birkaç denetim elemanı ya da hakkında inceleme yapılacak olanın üstü konumundaki memur veya kamu görevlilerinden biri veya birkaçı vasıtasıyla da yapabilir. Görevlendirilecek ön inceleme elemanının mutlak surette hakkında ön inceleme yapılanın üstü konumunda olması şarttır. (Danıştay 2.D E.2003/56-K.2003/69, Danıştay 1.D E.2005/13-K.2005/135 sayılı kararı)

      Ön inceleme görevlisi bir karar mercii olmayıp ön inceleme yaptırmaya yetkili mercie görüş sunmakla görevlidir. Ancak görevlendiren mercii idare hukukunun genel ilkeleri doğrultusunda ön inceleme görevlisini yetersiz görmesi, taraflı davrandığını tespit etmesi veya 4483 sayılı Yasada belirtilen şartları taşımadığının sonradan anlaşılması durumlarında değiştirmesi mümkündür. Dolayısıyla ön inceleme yapmakla görevlendirilenlerin soruşturma konusu olayla ilgisi olmayan tarafsız ve objektif kişilerden olması gerekmektedir.

     Muhakkikler ,İnceleme ve Soruşturma mevzuatı ile uygulama usul ve esasları konusunda Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığının 05.01.2006 tarih ve 150 sayılı yazıları ve Başbakanlık Makamının 14.09.2010 tarihinde Resmi Gazetede yayınladığı,  Denetim Görevlilerinin uyacakları Mesleki Etik Davranış ilkeleri hakkındaki Yönetmelik hükümleri gereğince aşağıdaki hususlara titizlikle riayet etmelidirler.

Yetkili Disiplin Amirlerince görevlendirilen İncelemeci ve Muhakkikler;

1-Modern anlamdaki çağdaş denetim ve soruşturmanın gereği olarak, sadece hukuka uygunluğu yeterli saymayarak, kamu kaynaklarının etkin, verimli ve amacına uygun kullanılmasını sağlamayı hedefleyerek, yönetimin geliştirilmesine yönelik rehberlik ve eğitim faaliyetlerinde de bulunmalıdır.

2-Muhakkikler öncelikle bir soruşturma planı hazırlamalı, bu kapsamda Görevlendirme yazısını (Soruşturma Onayı) incelemeli, kimlere ve nelere ulaşılacağını belirlemeli, değerlendirilecek olayla ilgili güncel mevzuatı incelemeli, zaman aşımı sürelerini belirleyerek not almalı ve hiçbir zaman inceledikleri defter ve evraklar üzerinde açıklama ve düzeltme yapmamalıdır.

3- İncelemek üzere almayı gerekli gördükleri evrak ve belgeleri, sorumlulardan bir tutanak ile teslim almalıdır.

4- Soruşturmanın gizliliği ilkesine aykırı hareket edilmemeli, gizli olan yazıları, inceleme ve soruşturma raporlarını yeminli zabıt katibi dışında kimseye yazdırmamalıdır.

5- Muhakkik, hakkında, inceleme ve soruşturma yaptığı personele, inceleme ve soruşturmanın sonucu hakkında hiçbir şekilde yorum yapmamalı,  bu personelin leh ve aleyhindeki tüm delilleri toplamalıdır.

6- Görevleri sebebiyle elde ettikler bilgileri ve inceleme ve soruşturma sonuçlarını görevlendiren Makam haricinde kimseye açıklamamalıdır.

7- Soruşturma sırasında nezaket kuralları dışına çıkmamalı, hakaret ve tehdit edici tavırlardan kaçınmalıdırlar.

8- İnceledikleri veya soruşturdukları görevlilerin şahsiyet ve vakarını rencide edecek tutum ve davranışlardan kaçınmalı, hatta raporlarında bile görevlileri incitecek ima, istihza ve ağır ifadelere yer verilmemelidir.

9- Görevlerini herhangi bir baskı, etkileme ve yönlendirme olmaksızın yerine getirirler; tarafsızlıklarına zarar verecek veya böyle bir izlenim uyandıracak faaliyetlerde bulunamazlar.

10- Raporlarını Soruşturmanın veya İncelemenin amacına uygun nitelikte, süresi içinde somut, güvenilir ve geçerli kanıtlara dayalı olarak özlü, açık, tam ve kesin olarak düzenlemelidirler.

11- Peşin hükümden kaçınmalı, vaad edici veya taraf tutucu şekilde konuşmamalı, konuşmaları ile kendilerini bağlamamalıdır.

12- Her ne suretle olursa olsun tartışma yapmaktan ve personelin görevlerine müdahale etmekten kaçınmalıdır.

13- Soruşturma konusu ile ilgili tanık ve hakkında disiplin soruşturması yapılanların ifadelerine sınırlama getirilmemeli, özellikle söylemek istedikleri Türk Ceza Kanununa göre suç unsuru içermeyen her türlü beyanları, ifade tutanaklarına geçirilmelidir.

14- İnceleme ve soruşturma sırasında karşılaştıkları yanlışlık, eksiklik ve aksaklıkları, alınması gereken tedbirlerle birlikte gerekçeli olarak görevlendiren makama sunmalıdır.

15- İnceleme ve soruşturma ile ilgili kişi yada kurum personelinin özel hizmet ve ikramlarını kabul edemezler.

16- Sıfatlarının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunamazlar.

17- Bizzat incelemek zorunda oldukları belge ve işlemleri başkalarına inceletemezler (CMK’nın 63. Maddesine göre yaptırılacak Bilirkişi incelemesi hariç), resmi evrak ve defterleri ait olduğu kurum dışına çıkaramazlar.

18- İnceleme ve soruşturmayı şahsileştirmekten kaçınmalı, kişilere değil işlendiği iddia edilen fiillere yönelik çalışmalıdırlar.

19- İnceleme ve soruşturma sırasında ifadesine ihtiyaç duyulan kişilerin bizzat muhakkik veya incelemeci tarafından ifade için davet edilmeleri ve ifadelerin bizzat muhakkik veya incelemeci tarafından alınması, ifadeler alınırken ifade alınan odada Muhakkik, Zabıt Katibi ve ifade verenin dışında kimsenin olmaması, ifade bitiminde ifade tutanağının sırasıyla, ifade veren, ifadeyi yazan (Yeminli Zabıt Kâtibi) ve muhakkik tarafından imzalanması gerekmektedir.

20- İfadelerin, soruşturmanın gizliliği dikkate alınarak uygun bir odada alınmasına dikkat edeceklerdir.

21- İnceleme veya soruşturma sürelerine özellikle dikkat edilmeli, süresi içerisinde inceleme ve soruşturmanın bitirilmemesinin, incelemeci ve Muhakkiklerin idari ve hukuki sorumluluğunu gerektirebileceği hususunun unutulmaması gerekmektedir.

22- Görevlendirilen Bilirkişilere ön bilgi mutlaka muhakkikler tarafından verilmelidir.

23- Soruşturma veya inceleme kapsamında toplanacak delillere, diğer kurumlardan bilgi ve belge istenilmesine, hangi bilgi ve belgenin soruşturma dosyasına ekleneceğine muhakkik karar vermelidir.

24- Tanıklar ile hakkında soruşturma yapılan kişilerin veya müşteki ile hakkında soruşturma yapılan kişilerin aynı gün ve saat içerisinde ifadelerinin alınmaması gerekmektedir.(karşı karşıya gelmelerinin önlenmesi için)

25- İnceleme veya soruşturmalarda ilk önce müştekinin ifadesinin alınması, bütün bilgi ve belgeler toplanıp varsa tanık ifadeleri alındıktan sonra, en son hakkında soruşturma veya inceleme yapılan kişinin ifadesine başvurulması hususuna dikkat edilmesi gerekmektedir.(Savunma hakkının tam olarak kullandırılabilmesi için)

26- Her türlü baskıya karşı tarafsızlıklarını muhafaza ederler. Siyasi ve İdari etkilerden kaçınırlar. Tarafsızlığının etkilenmesi söz konusu olduğunda durumu görevlendiren Makama bildirirler.

27- Görevin gerektirdiği bilgi, beceri ve deneyime sahip olmak zorundadırlar.

28- İnceleme ve Soruşturma görevlerini yürütürken görevini tarafsız ve nesnel bir şekilde yürütmesini engelleyecek bir durumun ortaya çıkması halinde, bu hususu derhal kendisini görevlendiren Makama bildirir ve Muhakkiklikten çekilme talebinde bulunur.

29- Muhakkikler, tespit ettikleri her bir disiplin suçunun karşılığı disiplin cezasını ayrı ayrı teklif etmeli, birden fazla cezayı  birleştirmemelidir.

30- Muhakkikler, fiilin meydana geldiği tarihin; olayın olduğu tarih (sürekli fiillerde olayın en son günü) fiilin öğrenildiği tarihin; şikayet dilekçesi ve ihbarın Kurumun gelen evrak defterine giriş tarihi, soruşturmanın başladığı tarihin; Görevlendirme yazısının kendisine tebliğ edildiği tarih, soruşturmanın bitirildiği tarihin; en son alınan ifadenin veya soruşturma dosyasına en son eklenen belgenin tarihi olduğunu bilmelidirler.

31- İdari Soruşturmalarda; Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 41-51. Maddelerine göre; Hakkında disiplin soruşturması yapılan memurun nişanlısı, evlilik bağı kalması bile eşi, Hakkında Disiplin Soruşturması Yapılan memur ve eşinin ikinci ve üçüncü derecedeki  kan ve sahri akrabalarının veya tanıklıktan çekinme hakkı olanların tanıklıktan çekinme taleplerine uyulmalıdır.

32-  Denetledikleri kurum ve kuruluşların çalışma şartlarını, yerleşik mesai düzenini ve hizmet gereklerini olumsuz yönde etkileyen tutum ve davranışlardan kaçınır; kurum ve kuruluşların işleyiş düzenine, yönetim ve karar alma süreçlerine müdahale etmezler.

     Öte yandan savunma hakkının, kamu personeli için sağladığı güvenceleri açıklayan, Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun 17/02/2011 günlü,  E:2007/1846, K:2011/66 sayılı kararında, disiplin cezası vermeye yetkili merciler tarafından, ilgili kamu görevlisinin hakkındaki iddiaları, bu iddiaların dayandığı delilleri, üzerine atılı fiillerin hukuki nitelendirmesini ve önerilen disiplin cezasını öğrenmesi sağlanarak, savunma yapmasına imkan tanınmasının hukuken zorunlu olduğu belirtilmiştir.

     Belirtilen güvencelerin uygulamaya yansıması ise, ancak tarafsız bir soruşturmacı tarafından yürütülecek, nesnel sonuçlara varılması için lehte ve aleyhte tüm delillerin toplanacağı, bunların esas alınarak varılacak hukuki sonucun bildirilerek ilgili kamu personeline kendini savunması için olanak sağlayacak bir soruşturma ile mümkün olabilecektir.

    Bu nedenle Aile Hekimi hakkında gerek 4483 sayılı Kanun uyarınca başlatılan Ön İncelemelerde, gerekse Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliği uyarınca (5258 sayılı Aile Hekimliği Kanununda Disiplin Cezalarının düzenlenmemesi Anayasaya aykırı bir durum olduğunu hatırlatmak isteriz) başlatılan Disiplin Soruşturmalarında, ceza vermeye yetkili makam olan Vali Yardımcılıkları tarafından görevlendirilen kişilerin Aile Hekimlerine gönderdikleri yazılarda;

  1. Vali Yardımcılığı tarafından başlatılan işleme ait yazı,
  2. Yöneltilen suçlama,
  3. Görevlendirme yazısı,

Mutlak surette bulunmalıdır.

Ayrıca Aile Hekimleri idare tarafından onaylanan çalışma süresi ve saatleri içerisinde fiilen Aile Hekimliği Hizmeti vermek zorunda olup disiplin soruşturmaları için hizmete ara vererek başka bir adreste ifade vermeleri ile ilgili hiç bir düzenleme yapılmamıştır. Bu nedenle haklarında inceleme başlatılan aile hekimlerinin konuyu yazılı olarak belirterek inceleme görevlisinin Aile Sağlığı Merkezine gelerek vatandaşların mağdur edilmemesi yönünde talepte bulunmaları gerekmektedir.

Facebook Yorumları