Kristal-İş B. No: 2014/12166, 2/7/2015 kararı

Özet:

Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:

GENEL KURUL KARAR

KRİSTAL-İŞ SENDİKASI BAŞVURUSU

Başvuru Numarası           : 2014/12166
Karar Tarihi                       : 2/7/2015

Başvurucu                         : Kristal-İş  Sendikası  (Cam,  Çimento,  Seramik ve Toprak Sanayi                                                           İşçileri Sendikası)

Vekili                                  : Av. Abdi PESOK

BAŞVURUNUN KONUSU
Başvurucu Sendika, yürütülen toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması üzerine aldıkları grev kararının Bakanlar Kurulu kararı ile ertelenmesi ve bu erteleme kararına karşı yaptıkları yürütmenin durdurulması talebinin reddedilmesi nedeniyle sendika kurma, toplu iş sözleşmesi ve toplu sözleşme ile grev haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tedbir talebinde bulunmuştur.

BAŞVURU SÜRECİ
Başvuru, 23/7/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır.
Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

III.            OLAY VE OLGULAR
A.   Olaylar

Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

Başvurucu Kristal-İş Sendikası ile Türkiye Cam, Çimento ve Toprak Sanayi İşverenleri Sendikası arasında yürütülen 24. Dönem Toplu İş Sözleşmesi Görüşmeleri’nde anlaşma sağlanamaması üzerine Kristal-İş Sendikası tarafından 20/6/2014 tarihinde greve gidilmiştir. Grev, altı şirketi ve on ayrı fabrikayı ilgilendirmekte ve cam sektörünün tüm alt sektörlerini (düz cam, otomotiv camı, cam ev eşyası, şişe, cam elyaf, ısıya dayanıklı camlar) kapsamaktadır.

Bakanlar Kurulunun 27/6/2014 tarihli ve 2903 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 25/6/2014 tarihli kararıyla “Türkiye Şişe ve Cam Fabrikaları Anonim Şirketine bağlı iş yerlerinde Kristal-İş Sendikası tarafından uygulanmakta olan grevin genel sağlığı ve millî   güvenliği    bozucu    nitelikte    görüldüğünden    60   gün    süreyle    ertelenmesikararlaştırılmıştır.

Bu kararın iptal edilmesi için başvurucu Sendika tarafından Danıştay Onuncu Dairesine E.2014/3628 sayılı dosya üzerinden dava açılmış ve yürütmenin durdurulması
talep edilmiştir. .

Yürütmenin durdurulması   talebi   Danıştay   Onuncu   Dairesi   tarafından
16/7/2014 tarihinde oy çokluğuyla reddedilmiştir. Karar gerekçesinde, grev uygulanan iş
yerlerinde ülkemizin cam üretiminin %90’ının gerçekleştirildiği ve davalı Başbakanlıkça
gönderilen Ekonomi Bakanlığının, Millî Savunma Bakanlığının, Sağlık Bakanlığının ve
Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinin yazılarında, uygulanan grevin genel sağlığı ve
millî güvenliği bozucu etkisinin olduğu yönünde görüş bildirdikleri dikkate alındığında başvurucunun ileri sürdüğü hususların erteleme kararının yürütülmesinin durdurulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilmiştir.

İki üye, uygulanmakta olan grevin millî güvenliği ve genel sağlığı bozucu nitelikte olduğunu ortaya koyan geçerli ve inandırıcı kanıtların bulunmadığı ve kararın kanunda öngörülmeyen ekonomik sebeplere dayalı olarak alındığını belirterek karara muhalif kalmışlardır. Muhalif üyeler,

a) grev hakkının sadece yasada sayılan nedenlere dayanılarak ertelenebileceği; ekonomik, siyasi veya başka bir gerekçeyle erteleme kararı alınmasının mümkün bulunmadığı

b) birçok temel hak ve özgürlüğün kullanımının sınırlanmasına veya yasaklanmasına sebep olarak gösterilen millî güvenlik ve genel sağlık kavramlarına ilişkin bir tanım bulunmadığı, soyut ve belirsiz olan bu kavramların geniş yorumlanmasının bu gerekçelerle hemen hemen bütün grevlerin ertelenmesine yol açacağı

c) millî güvenlik kavramının Danıştay Onuncu Dairesinin 19/4/2006 tarihli ve E.2003/6134,
K.2006/2551 sayılı, genel   sağlık   kavramının   15/10/1997   tarihli   ve   E.1995/6497, K.2005/3777 sayılı kararlarında tanımlandığı

d) anayasal bir hak ve işçi açısından güvence olan grev hakkının kullanılması nedeniyle üretimin bir süre durmasının millî güvenliği ve/veya genel sağlığı nasıl ve ne şekilde bozduğunun açık ve tereddüde yer bırakmayacak şekilde ortaya konulması ve bu yapılırken ölçülülük ilkesi  ile  demokratik toplum gereklerinin dikkate alınması gerektiği şeklinde değerlendirmede bulunmuşlardır.

Başvurucu, 23/7/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
İNCELEME VE GEREKÇE

Değerlendirme

Kabul Edilebilirlik Yönünden
Etkili Başvuru Yolunun Tespiti

29. Başvurucu cevaben Danıştay tarafından verilecek grev ertelemesinin iptali
kararının, sendika ve grev hakkına yönelik ihlalin onarımını sağlamayacağını ve bu haklarını
yeniden kullanamayacaklarını ileri sürmüştür. Başvurucu, yürütmenin durdurulması talebi
bakımından ise 2577 sayılı Kanun’un 27. maddesinin yedinci fıkra hükmüne rağmen İdari
Dava Daireleri Kurulunun yedi gün içinde karar vermemesi nedeniyle 28/9/2014 tarihinde
toplu iş sözleşmesi imzalamak zorunda kaldıklarını ve yürütmeyi durdurmanın reddine itirazın etkili yol olmaktan çıktığını iddia etmiştir.

30.Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için ihlale neden
olduğu iddia edilen işlem veya eylem için öngörülen idari ve yargısal başvuru yollarının
tamamının tüketilmiş olması gerekir. Asıl olan, hak ve özgürlüklere kamu otoritelerince
saygı gösterilmesi ve olası bir ihlal durumunda bunun idari ve/veya yargısal olağan yollarla
Bu nedenle bireysel başvuru yoluna ancak kanunda öngörülen olağan yollar
tüketilmesine rağmen ihlalin ortadan kaldırılamadığı durumlarda gidilebilir (bkz. Hamit
Kaya, B. No: 2012/338, 2/7/2013, § 29).

31. Bununla birlikte,   tüketilmesi   gereken   başvuru   yolları,   başvurucunun şikâyetleri açısından makul bir başarı şansı sunabilecek ve bir çözüm sağlayabilecek nitelikte, kullanılabilir ve etkili başvuru yollarını ifade etmektedir. Ayrıca başvuru yollarını tüketme kuralına uygunluğun denetlenmesinde somut başvurunun koşullarının dikkate alınması esastır. Bu anlamda yalnızca hukuk sisteminde birtakım başvuru yollarının varlığının değil, aynı zamanda bunların uygulama şartları ile başvurucunun kişisel koşullarının gerçekçi bir biçimde ele alınması gerekmektedir. Bu nedenle başvurucunun, kendisinden başvuru yollarının tüketilmesi noktasında beklenebilecek her şeyi yerine getirip getirmediğinin başvurunun özellikleri dikkate alınarak incelenmesi gerekir (bkz. S.S.A., B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 28; aynı yöndeki AİHM kararı için İlhan/Türkiye, No: 22277/93,27/7/2000, §§ 56-64).

33. 60 günlük sürenin sonunda Sendika, yetkisinin düşmesinin önüne geçmek
için 6356 sayılı Kanun’un 63. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince uyuşmazlığın çözümü
için Yüksek Hakem Kuruluna başvurmak veya toplu iş sözleşmesi imzalamak zorunda
kalacaktır ki mevcut başvuruda da ikinci durum gerçekleşmiştir. Uyuşmazlığın Yüksek
Hakem Kurulunun önüne getirilmesi durumunda ise verilen karar, Anayasa’nın 54. maddesi
uyarınca kesin ve toplu iş sözleşmesi hükmünde olduğundan bu aşamadan sonra idari dava
kapsamında işin esasına yönelik olarak verilecek bir iptal kararı toplu iş sözleşmesindeki
hakları korumak için yapılan grev hakkını canlandıramayacaktır. Bu nedenle iptal davasının
esastan karara bağlanması, somut olayın koşullarında Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü
fıkrası anlamında tüketilmesi gereken bir yol olarak nitelendirilemez.

66. Bakanlar Kurulu, erteleme kararını grevin, genel sağlığı ve milli güvenliği
bozucu nitelikte olması gerekçesine dayandırmıştır. Danıştay Onuncu Dairesi ise gelen
yazılarda, grevin yukarıda belirtilen iki olumsuz şartı taşıdığının bildirilmesini, yürütmenin
durdurulması talebinin reddine gerekçe olarak kabul etmiştir. Danıştay bununla birlikte
grevin ne şekilde genel sağlığı ve millî güvenliği bozucu bir nitelik taşıdığına ilişkin bir
değerlendirmede bulunmamıştır.

80. Somut olayda grevi erteleme kararına dayanak yapılan millî güvenlik ve genel
sağlık gerekçelerinin zorlayıcı bir toplumsal ihtiyaca işaret etmeleri mümkün görünmektedir.
Ancak yürütmenin durdurulması incelemesinin başvurucu Sendikanın haklarının korunması
bakımından taşıdığı önem dikkate alındığında bu zorlayıcı nedenin inandırıcı biçimde ve
açıklıkla ret kararında ortaya konması gerekmektedir
. Ek olarak benzer davalarda verilen yürütmenin durdurulması ve iptal kararları da grevin bu davada neden millî güvenliği ve genel sağlığı bozucu nitelikte değerlendirildiğinin gerekçelendirilmesine olan ihtiyacı
belirginleştirmiştir.

83. Açıklanan nedenlerle grev erteleme kararının zorlayıcı bir toplumsal ihtiyaca
dayandığının ortaya konmadığı ve “demokratik toplumda gerekli olmadığı” sonucuna
varılmıştır. Sonuç olarak başvurucunun Anayasa’nın 51. maddesinde güvence altına alınan
sendika hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

HÜKÜM

Başvurucunun,
Sendika hakkının   ihlal   edildiği   yönündeki   iddialarının   KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
Anayasa’nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

2/7/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Kararın .pdf hali için tıklayınız

(22/05/2017 tarihli resmi gazetede yayınlanan 16/05/2017 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile  söz konusu sendikanın grev kararı yine 60 gün ertelenmiştir. )

Facebook Yorumları