Meslek Liselerine Girişte Sağlık Raporu

Meslek Liseleri ve Meslek Eğitim Merkezlerine Girişte Sağlık Raporu 

Konunun mevzuat yönü incelendiğinde gerekli düzenlemelerin 07.09.2013 tarih ve 28758 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Orta Öğretim Kurumları Yönetmeliği tarafından düzenlendiği görülmektedir.

Tanımlar
MADDE 4– (1) Bu Yönetmelikte geçen;

z)Mesleki eğitim merkezi: Kalfalık ve ustalık eğitimi ile mesleki ve teknik kurs programlarının uygulandığı eğitim kurumunu,

aa)Mesleki ve teknik ortaöğretim kurumu: Mesleki ve teknik Anadolu lisesi, mesleki ve teknik eğitim merkezi, çok programlı Anadolu lisesi ile mesleki eğitim merkezini,

Mesleki Eğitim Merkezleri ile Mesleki ve Teknik Ortaöğretim kurumları sıklıkla karıştırılmaktadır.

*Meslek Liseleri yani Mesleki ve Teknik Ortaöğretim Kurumları için;

Yönetmeliğin 21inci maddesi üçüncü fıkrası ilk cümlesi şu şekildedir.:
Mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarına kayıt yaptıracak öğrencilerin sağlık durumlarının ilgili mesleğin öğrenimine elverişli olması gerekir. Bu durum, alana geçiş sürecinde, programın özelliğine göre gerektiğinde, sağlık/sağlık kurulu raporuyla belgelendirilir.

Görüldüğü üzere;
-Okula kayıt sırasında öğrencilerden sağlık raporu istenMEMEKTEDİR.
9. sınıfta, yani alana geçiş sürecinde “gerektiğinde, sağlık/sağlık kurulu raporu” istenmektedir.

Peki, Aile Hekimleri, Meslek Liselerinin 9. sınıfına geçen öğrencilerin “sağlık durumlarının ilgili mesleğin öğrenimine elverişli olup olmadığı” noktasında muayene yapıp sağlık raporu tanziminde yetkili midirler?

Elbette HAYIR!

Çünkü, Meslek Liseleri, Makine Teknolojisi, Metal Teknolojisi, Elektrik Elektronik Teknolojisi, Motorlu Araçlar Teknolojisi vb gibi alanlarda eğitim vermektedirler.

Acaba bu iş alanlarının tehlike sınıflarını nelerdir?

İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliği ile işyerlerinin iş sağlığı ve güvenliği açısından yer aldığı tehlike sınıfları ayrıntılı olarak belirlenmiştir. (Tebliğin EK-1 listesinde)

Listede de görülebileceği üzere Meslek Liselerinin eğitim alanlarının çoğu Tehlikeli ve Çok Tehlikeli sınıflarda değerlendirilmektedir.

Acaba Çok Tehlikeli ve Tehlikeli sınıftaki işler için hangi hekimler “kişinin sağlığının o işe ve iş yerine uygun olup olmadığını değerlendirmek” anlamına gelen İşe Giriş Raporu’nu vermek ile yetkili ve görevlidirler???

6331 sayılı Kanun’un 15. maddesi uyarınca Çok Tehlikeli ve Tehlikeli sınıftaki işyerleri olarak kabul edilen Meslek Liselerinin  9. sınıfına geçen öğrencilerin “sağlık durumlarının ilgili mesleğin öğrenimine elverişli olup olmadığı” noktasında Aile Hekimlerinin muayene yapıp sağlık raporu tanziminde yetkili olmadığı düşüncesindeyiz.

* Mesleki Eğitim Merkezleri için;

Yönetmeliğin 21. maddesi 3üncü fıkrasına tekrar bakalım;

(3)   (Ek cümle:RG-26/3/2017-30019) Mesleki eğitim merkezine kayıt sırasında öğrencilerden 20/6/2012 tarihli ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun 15 inci maddesine göre sağlık durumunun girmek istedikleri meslek alanına uygun olduğunu gösterir işe giriş sağlık raporu istenir.

Atıf yapılan 6331 sayılı Kanun uyarınca, kamu ve özel sektöre ait bütün işlere ve işyerlerine, bu işyerlerinin işverenleri ile işveren vekillerine, çırak ve stajyerler de dâhil olmak üzere tüm çalışanlarına faaliyet konularına bakılmaksızın, iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması ve mevcut sağlık ve güvenlik şartlarının iyileştirilmesi için işveren ve çalışanların görev, yetki, sorumluluk, hak ve yükümlülükleri düzenlenmektedir.

Milli Eğitim Bakanlığı Destek Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 19/08/2014 tarih ve 2014/16 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği konulu Genelgesinde de Bakanlık tarafından çalışanların, öğrencilerin sağlık ve güvenlikleri için yapılması gereken iş ve işlemler ayrıntıları ile belirtilmektedir.

Peki atıf yapılan 6331 sayılı Kanun’un amacı, kapsamı ve ilgili maddesi ne şekildedir?

Kapsam ve istisnalar
MADDE 2 (1) Bu Kanun; kamu ve özel sektöre ait bütün işlere ve işyerlerine, bu işyerlerinin işverenleri ile işveren vekillerine, çırak ve stajyerler de dâhil olmak üzere tüm çalışanlarına faaliyet konularına bakılmaksızın uygulanır.

Sağlık gözetimi
MADDE 15 (1) İşveren;

a) Çalışanların işyerinde maruz kalacakları sağlık ve güvenlik risklerini dikkate alarak sağlık gözetimine tabi tutulmalarını sağlar.

b) Aşağıdaki hallerde çalışanların sağlık muayenelerinin yapılmasını sağlamak zorundadır:

1) İşe girişlerinde.
2) İş değişikliğinde.
3) İş kazası, meslek hastalığı veya sağlık nedeniyle tekrarlanan işten uzaklaşmalarından sonra işe dönüşlerinde talep etmeleri hâlinde.
4) İşin devamı süresince, çalışanın ve işin niteliği ile işyerinin tehlike sınıfına göre Bakanlıkça belirlenen düzenli aralıklarla.

(2) Tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işlerde çalışacaklar, yapacakları işe uygun olduklarını belirten sağlık raporu olmadan işe başlatılamaz.

(3) (Değişik birinci cümle: 10/9/2014-6552/17 md.) Bu Kanun kapsamında alınması gereken sağlık raporları işyeri hekiminden alınır. 10’dan az çalışanı bulunan ve az tehlikeli işyerleri için ise kamu hizmet sunucuları veya aile hekimlerinden de alınabilir. Raporlara itirazlar Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen hakem hastanelere yapılır, verilen kararlar kesindir.

(4) Sağlık gözetiminden doğan maliyet ve bu gözetimden kaynaklı her türlü ek maliyet işverence karşılanır, çalışana yansıtılamaz.

(5) Sağlık muayenesi yaptırılan çalışanın özel hayatı ve itibarının korunması açısından sağlık bilgileri gizli tutulur.

Bu hükümlere bakıldığında sanki Mesleki Eğitim Merkezlerine girişte öğrencilere Aile Hekimlerinin sağlık raporu vermeye yetkili oldukları yönünde hatalı yorumlar yapılabilmektedir.

Meslek Liselerinde de olduğu gibi, Mesleki Eğitim Merkezlerine girişte de öğrencilere aile hekimlerinin öğrencilerin “sağlık durumlarının ilgili mesleğin öğrenimine elverişli olup olmadığı” noktasında Aile Hekimlerinin muayene yapıp sağlık raporu tanziminde yetkili olmadığı düşüncesindeyiz.

Tüm iş ve işlemlerin, Milli Eğitim Bakanlığı Destek Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 19/08/2014 tarih ve 2014/16 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği konulu Genelgesinde de belirtildiği üzere Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülmesi gerektiğine inanmaktayız.

Diğer bir husus ta Milli Eğitim İl Müdürlükleri tarafından her okulun AYRI bir işyeri olarak kabul edilmesi gerektiği, bazı okullarda 9. sınıf öğrencilerinin sayısının 50’den az olduğu ve bu nedenle de Aile Hekimlerinin bu raporları vermeleri gerektiği yönünde iddialar ortaya atılmaktadır.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 04.07.2017 günlü ve E:2016/31055,  K: 2017/11567 sayılı kararında şu tespitlerde bulunulmuştur:
Aile Hekimliğine dönüştürülen ya da yeni kurulan işyerinin 4857 sayılı Is Kanunu ve 5510 sayılı kanun kapsamında bir işyeri olduğu açıktır. Ancak bu işyerinin sözleşme imzalanan aile hekimine mi, yoksa yasal koşullarını belirleyen Bakanlığa mı ait olacağı çözülmesi gereken bir sorundur.

Ticari ve mesleki faaliyette bulunmanın amacı bu yolla gelir elde etmektir. Bu bir serbest faaliyet olarak kabul edilir ve bağımsız işyeri ve işveren olmada bir kriter olarak kabul edilir. Bir gelir elde etme amacını taşımadan yapılan faaliyetin ticari veya mesleki olduğu söylenemez. Aile hekimleri, çalışılmaları sırasında sağlık hizmeti verdikleri kişilerden hiçbir şekilde ücret alamazlar. O nedenle aile hekimlerinin işveren, aile hekimliğinin Vergi Usul Kanunu ve Gelir Vergisi Kanunu yönünden ayrı bir işyeri olmadıkları açıktır.

İş hukuku ve 4857 sayılı İş Kanunu yönünden değerlendirmede ise; ilgili hükümler değerlendirildiğinde bu işyerinde çalışan aile sağlık elemanları, sevk ve idare yönünden aile hekimlerine bağlı olmakla birlikte çalışma koşullarının Bakanlık tarafından belirlendiği, ücretlerini aile hekimlerinden değil, aile hekimi gibi sağlık müdürlerinin onayı ile devletten aldıkları, bu anlamda aile hekiminin işveren vekili konumunda kaldığı, işverenin Bakanlık olduğu kabul edilmelidir.”

Konuyu 4857 sayılı İş Kanunu açısından değerlendirmek gerekirse;
Tanımlar
Madde 2 – Bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir. İşveren tarafından mal veya hizmet üretmek amacıyla maddî olan ve olmayan unsurlar ile işçinin birlikte örgütlendiği birime işyeri denir.

İşverenin işyerinde ürettiği mal veya hizmet ile nitelik yönünden bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında örgütlenen yerler (işyerine bağlı yerler) ile dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım, beden ve meslekî eğitim ve avlu gibi diğer eklentiler ve araçlar da işyerinden sayılır.

İşyeri, işyerine bağlı yerler, eklentiler ve araçlar ile oluşturulan iş organizasyonu kapsamında bir bütündür.

İşveren adına hareket eden ve işin, işyerinin ve işletmenin yönetiminde görev alan kimselere işveren vekili denir. İşveren vekilinin bu sıfatla işçilere karşı işlem ve yükümlülüklerinden doğrudan işveren sorumludur.

Bu Kanunda işveren için öngörülen her çeşit sorumluluk ve zorunluluklar işveren vekilleri hakkında da uygulanır. İşveren vekilliği sıfatı, işçilere tanınan hak ve yükümlülükleri ortadan kaldırmaz.

Feshin geçerli sebebe dayandırılması
Madde  18


İşverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde, işyerinde çalışan işçi sayısı, bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısına göre belirlenir.

Engelli ve eski hükümlü çalıştırma zorunluluğu
Madde 30


Aynı il sınırları içinde birden fazla işyeri bulunan işverenin bu kapsamda çalıştırmakla yükümlü olduğu işçi sayısı, toplam işçi sayısına göre hesaplanır.

Gerek 4857 sayılı İş Kanunu’nun ilgili maddeleri gerekse Yargıtay tarafından yapılan yorumdan da anlaşılacağı üzere İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerine bağlı ilçe/belde ve köylerdeki öğrenim kurumlarının hepsi İl Milli Eğitim Müdürlüklerine bağlı AYNI İŞYERİ olarak nitelendirilmek zorundadırlar.

Bu nedenle de bazı okullarda öğretmen, öğrenci ve hizmetli sayılarının 50’den az olduğu ve bu nedenle Aile Hekimlerinin İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri ile meslek liselerinde öğrenim görecek öğrencilere sağlık raporu vermeleri gerektiği yönündeki iddiaların dayanağı bulunmamaktadır.

 

*Sahadan gelen talepler üzerine hukuk dili kullanmadan açıklama yapma ihtiyacı hasıl oldu. Konunun özeti şudur:

-Elektrik, makina, vs alanlarda eğitim görmek o alanlarda çalışmak demektir.

-Söz konusu alanlar Çok Tehlikeli ve Tehlikeli alanlardır.

-Söz konusu alanlarda çalışacak, eğitim görecek kişilerin sağlık kontrollerinin değerlendirilmesi İŞYERİ HEKİMLİĞİ disiplini içinde bilimsel yöntemler ışığında ve bu konuda eğitim almış hekimler tarafından yapılmalıdır.

-Eline kontrol kalemi almamış, ingiliz anahtarı almamış, çalışma ortamını, ergonomisini ve risklerini bilmeyen hekimlerin bu alanlarda bulunacak kişilerin sağlıklarının bu alana uygun olup olmadığını değerlendirmeye çalışmaları mümkün değildir.

Bazı okullarda öğretmen, öğrenci ve hizmetli sayılarının 50’den az olduğu ve bu nedenle Aile Hekimlerinin İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri ile meslek liselerinde öğrenim görecek öğrencilere sağlık raporu vermeleri gerektiği yönündeki iddiaların dayanağı bulunmamaktadır.

Facebook Yorumları