Menü
Kategoriler
Danıştay 5. Dairesinin 16.5.2012 günlü E:2010/4713 K:2012/3242 kararı
17/05/2015 Ana Sayfa

T.C
DANIŞTAY 5. DAİRE
E. 2010/4713
K. 2012/3242
T. 16.5.2012

Davanın özeti:
25.5.2010 günlü Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinin;
“Aile Sağlığı elemanının tetkikler için numune almaları ve eğitimini aldıkları basit laboratuvar tetkiklerini yapmaları ,
 Aile hekimi misafir kişiler için herhangi bir ücret talep edememeleri ,
Entegre sağlık hizmetleri sunulan merkezler dışında, hastahanelerde aile hekimlerine ve aile sağlığı elemanlarına nöbet tutturulmaması,
-Yıllık izinlerde ücret kesintisi yapılması,
-Uyum eğitimlerinde başarı, 
-ilave sağlık hizmetleri personeli ile güvenlik, temizlik, kalorifer, sekretarya vb. hizmetler için  personel çalıştırılması ya da hizmet satın alınması
-Aile Sağlığı Merkezlerinin gruplandırılmaları,
-Düzenlemelerin, Bakanlığın internet sayfasında ilan edileceği ve ilan tarihinde aile hekimlerine ve ilgililerine tebliğ edilmiş sayılacağı kuralı,
-Yerleştirme işleminde ek puan ve öncelik hükümleri,
-Bir yıllık fiilen çalışma süresinin hesaplanmasında, hafta sonu ve resmi tatil günleri fiili çalışmadan sayılırken, yıllık, mazeret ve hastalık izinli geçirilen günler ise fiili çalışmadan sayılmaması,

TÜRK MİLLETİ ADINA

Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinin dayanağını 5258 Sayılı Kanunun 8. maddesinin 1. fıkrası oluşturmaktadır. 9.12.2004 tarihinde yürürlüğe giren: 24.11.2004 günlü, 5258 Sayılı Aile Hekimliği Kanunu’nun 8. maddesinin 1. fıkrasında, “Aile hekimi ve aile sağlığı elemanlarının çalışma usul ve esasları; çalışılan yer, kurum ve statülerine göre öncelik sıralaması; aile hekimliği uygulamasına geçişe ve nakillere dair puanlama sistemi ve sayıları; aile sağlığı merkezi olarak kullanılacak yerlerde aranacak fiziki ve teknik şartlar; meslek ilkeleri; iş tanımları; performans ve hizmet kalite standartları; hasta sevk evrakı, reçete, rapor ve diğer kullanılacak belgelerin şekli ve içeriği, kayıtların tutulması ile çalışma ve denetime dair usul ve esaslar, Sağlık Bakanlığı’nca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” hükmü yer almaktadır.

5258 Sayılı Kanunun 1. maddesinde, Kanunun amaç ve kapsamı, Sağlık Bakanlığı’nın belirleyeceği illerde, 1. basamak sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi, birey ihtiyaçları doğrultusunda koruyucu sağlık hizmetlerine ağırlık verilmesi, kişisel sağlık kayıtlarının tutulması ve bu hizmetlere eşit erişimin sağlanması amacıyla aile hekimliği hizmetlerinin yürütülebilmesini teminen görevlendirilecek veya çalıştırılacak sağlık personelinin statüsü ve mali hakları ile hizmet esaslarını düzenlemek olarak belirlenmiştir.

Aynı Kanunun 2. maddesinde, aile hekimi, kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ile 1. basamak teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini yaş, cinsiyet ve hastalık ayrımı yapmaksızın her kişiye kapsamlı ve devamlı olarak belli bir mekanda vermekle yükümlü, gerektiği ölçüde gezici sağlık hizmeti veren ve tam gün esasına göre çalışan aile hekimliği uzmanı veya Sağlık Bakanlığı’nın öngördüğü eğitimleri alan uzman tabip veya tabip olarak tanımlanmış; aile sağlığı elemanının da, aile hekimi ile birlikte hizmet veren hemşire, ebe, sağlık memuru gibi sağlık elemanı olduğu belirtilmiştir.

5258 Sayılı Kanunun 3. maddesinde, “Personelin Statüsü ve Mali Haklar“ı düzenlenmiştir. 3. maddenin 1. fıkrasında, Sağlık Bakanlığı’nın “Bakanlık veya diğer kamu kurum veya kuruluşları personeli olan uzman tabip, tabip ve aile sağlığı elemanı olarak çalıştırılacak sağlık personelini, kendilerinin talebi ve kurumlarının veya Bakanlığın muvafakati üzerine, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu ile diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki hükümlerine bağlı olmaksızın, sözleşmeli olarak çalıştırmaya veya bu nitelikteki Bakanlık personelini aile hekimliği uygulamaları için görevlendirmeye veya aile hekimliği uzmanlık eğitimi veren kurumlarla sözleşme yapmaya yetkili” olduğu öngörülmüştür.

Anılan Kanunun 3. maddesinin 2. fıkrasına göre, aile sağlığı elemanları, aile hekimi tarafından belirlenen ve Sağlık Bakanlığı tarafından uygun görülen, kurumlarınca da muvafakat verilen Bakanlık veya diğer kamu kurum ve kuruluşları personeli arasından seçilir ve bunlar sözleşmeli olarak çalıştırılır. Bu suretle eleman temin edilememesi halinde, Sağlık Bakanlığı, personelini bu hizmetler için görevlendirebilir. İhtiyaç duyulması halinde, Türkiye’de mesleğini icra etmeye yetkili ve 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48. maddesinin (A) bendinin (4), (5) ve (7) numaralı alt bentlerindeki şartları taşıyan kamu görevlisi olmayan uzman tabip, tabip ve aile sağlığı elemanları; Sağlık Bakanlığı’nın önerisi, Maliye Bakanlığı’nın uygun görüşü üzerine sözleşme yapılarak aile hekimliği uygulamalarını yürütmek üzere çalıştırılabilir.

24.11.2004 tarihli ve 5258 Sayılı Aile Hekimliği Kanunu’nun 8. maddesinin 1. fıkrasına dayanılarak hazırlanan ve 25.5.2010 günlü, 27591 sayılı: Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinin 3. maddesinde, aile hekimi, 5258 Sayılı Kanunun 2. maddesine uygun olarak, kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ile 1. basamak teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini, yaş, cinsiyet ve hastalık ayrımı yapmaksızın, her kişiye kapsamlı ve devamlı olarak belli bir mekanda vermekle yükümlü, gerektiği ölçüde gezici sağlık hizmeti veren ve tam gün esasına göre çalışan aile hekimliği uzmanı veya Bakanlığın öngördüğü eğitimleri alan uzman tabip veya tabipler olarak tanımlanmıştır. Birinci basamak sağlık hizmeti, toplum sağlığına yönelik hizmetler ile kişisel koruyucu, tanı koyucu, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini kapsayan, kişilerin sağlık sisteminden ilk alış noktasında verilen sağlık hizmetidir.

Aile hekimi, aile sağlığı merkezini yönetmek, birlikte çalıştığı ekibi denetlemek, hizmet içi eğitimlerini sağlamak ve Bakanlıkça yürütülen özel sağlık programlarının gerektirdiği kişiye yönelik sağlık hizmetlerini yürütmekle yükümlüdür. Aile hekimi, kendisine kayıtlı kişileri bir bütün olarak ele alıp, kişiye yönelik koruyucu, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini bir ekip anlayışı içinde sunar. Birinci basamak sağlık hizmetlerinden topluma yönelik hizmetler ise toplum sağlık merkezleri tarafından yerine getirilir.

Aile sağlığı elemanı, 5258 Sayılı Kanunun 2. maddesinde belirtildiği üzere, aile hekimi ile birlikte hizmet veren hemşire, ebe, sağlık memuru gibi sağlık elemanları olup, Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinin 5. maddesinde aile sağlığı elemanının aile hekimi ile birlikte ekip anlayışı içinde kişiye yönelik koruyucu, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini sunmak ve görevinin gerektirdiği hizmetler ile ilgili sağlık kayıt ve istatistiklerini tutmakla yükümlü oldukları ve 4. maddede sayılan görevlerin yerine getirilmesinde aile hekimi ile birlikte çalışacakları öngörülmüştür.

*Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği’nin “Aile Sağlığı elemanının görev, yetki ve sorumlulukları” başlıklı 5. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendinde “Gereken tetkikler için numune alır, eğitimini aldığı basit laboratuvar tetkiklerini yapar veya aldığı numunelerin ilgili laboratuvar tarafından teslim alınmasını sağlar” hükmüne yer verilmiştir.
5258 Sayılı Kanun ve anılan Yönetmeliğe göre, ebe, hemşire ve sağlık memurları olarak çalıştırılan sağlık elemanlarının kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ile 1. basamak tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini sunacak olmaları karşısında, eğitimini aldıkları basit laboratuvar tetkikleri yapabileceklerinin kabulü gerektiğinden, davaya konu ibarede hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

*Yönetmeliğin 8. maddesinin 5. fıkrasında, “Sürekli ikamet ettiği bölgeden uzakta kalacak kişi veya geçici süre ile Türkiye’de ikamet edecek olan kişi, kendisine yakın konumdaki bir aile hekiminden misafir olarak sağlık hizmeti alır. Ancak 5216 Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununa tabi olan ilçeler misafir uygulaması bakımından tek bölge kabul edilir. Aile hekimi misafir kişiler için herhangi bir ücret talep edemez.” hükmüne yer verilmiş olup,

sürekli ikamet ettiği yer dışında kalan kişilerin misafir hasta olarak sağlık hizmeti almasının tüm aile hekimlerini kapsaması, bu hastaların 1. basamak sağlık hizmeti dışında acil servislere de başvurmalarının söz konusu olması, davaya konu yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihte yürürlükte bulunan Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Kapsamında Sağlık Bakanlığınca Çalıştırılan Personele Yapılacak Ödemeler ve Sözleşme Şartları Hakkında Yönetmeliğin 17/A maddesinde, nöbet, acil yardım hizmetleri, olağanüstü durumlarda yapacakları hizmetler, toplum sağlığı ve benzeri hizmetler için kayıtlı kişi sayısına bakılmaksızın belli ücret ödemesi öngörülmekle,
misafir hastayla ilgili hizmetlerin karşılığının da aile hekiminin ücretine dahil olması karşısında, anılan düzenlemede hukuka aykırılık görülmemiştir.

*Yönetmeliğin 10. maddesinin 4.fıkrasında, “Entegre sağlık hizmetleri sunulan merkezler dışında, hastahanelerde aile hekimlerine ve aile sağlığı elemanlarına nöbet tutturulmaması esastır.” hükmüne yer verilmiştir. Entegre sağlık hizmeti sunan merkezler; koruyucu sağlık hizmetleri, acil sağlık hizmetleri, muayene, tedavi ve rehabilitasyon hizmetleri, doğum, ana çocuk sağlığı hizmetleri, ayakta ve yatarak tıbbi ve cerrahi müdahale ile çevre sağlığı, adli tabiplik ve ağız diş sağlığı hizmetleri gibi hizmetlerin de verildiği, dolayısıyla güçlendirilmiş 1. basamak sağlık kuruluşları olup, entegre sağlık hizmeti sunan merkezin bünyesinde yer alan aile hekimliği biriminde görevli aile hekimleri ile sağlık elemanlarına bu merkezlerde nöbet tutturulmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

*Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği’nin iptali istenen İzinler madde başlıklı 11. maddesinde; “(1) Sözleşme ile çalıştırılan aile hekimleri ve aile sağlığı elemanları; yıllık, mazeret ve hastalık izinlerini 27.6.2005 tarihli ve 2005/9142 Sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe konulan Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Kapsamında Sağlık Bakanlığınca Çalıştırılan Personele Yapılacak Ödemeler ve Sözleşme Şartları Hakkında Yönetmelikte belirtilen hükümler çerçevesinde kullanırlar.” kuralına yer verilmiştir.

Bu hükmün göndermede bulunduğu 27.6.2005 tarihli ve 2005/9142 Sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe konulan Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Kapsamında Sağlık Bakanlığınca Çalıştırılan Personele Yapılacak Ödemeler ve Sözleşme Şartları Hakkında Yönetmelik’in iptali istenen 9. maddesinde de; “… Sözleşmeyle çalıştırılan aile hekimleri ve aile sağlığı elemanlarının yıllık izin süreleri otuz gündür. Bu personele, mazereti sebebiyle 5 gün daha izin verilebilir. Kadın personele doğumdan önce sekiz ve doğumdan sonra sekiz hafta olmak üzere toplam on altı hafta süreyle izin verilir. Çoğul gebelik halinde doğum öncesi sekiz haftalık izin süresine iki hafta eklenir. Ancak beklenen doğum tarihinden sekiz hafta öncesinde sağlık durumunun uygun olduğunu hekim raporuyla belgeleyen personel, isterse doğumdan önceki üç haftaya kadar işyerinde çalışabilir. Bu durumda kadın personelin istemi halinde, doğum öncesinde çalıştığı süreler doğum sonrası ücretli izin süresine eklenir. Doğumun erken gerçekleşmesi sebebiyle doğum öncesi sekiz haftalık ücretli iznin kullanılamayan bölümü de doğum sonrası ücretli izne eklenir. Yıl içinde tek hekimin uygun görmesiyle toplam yirmi güne kadar hastalık izni kullanılabilir ve toplam yirmi günü aşan hastalık izni için sağlık kurulu raporu gereklidir. Yukarıda belirtilen izinlerin kullanılması sırasında, sözleşmeyle çalıştırılan aile hekimi, bu Yönetmeliğin 5. maddesinde belirtilen şartları taşıyan tabip veya tabiplerle veya aile sağlığı elemanları ile anlaşarak, hizmetin görülmesini sağlar. Bu anlaşma yerel sağlık idaresince uygun görülmesi halinde uygulanır. Bu durumda, asıl aile hekimi ya da aile sağlığı elamanına ödeme tam olarak yapılır. Geçici aile hekimi ya da aile sağlığı elemanına bu geçici görevi dolayısıyla ödeme yapılmaz. Bu mümkün olmadığı takdirde yerel sağlık idaresi, diğer aile hekimleri, aile sağlığı elemanları veya Bakanlık personelini geçici aile hekimi veya geçici aile sağlığı elemanı olarak görevlendirir. İzne ayrılan aile hekimi veya aile sağlığı elemanına kişi başına yapılacak net ödeme hesaplanır. Hesaplanan miktarın % 50’si aile hekimi veya aile sağlığı elemanına, kalan % 50’si geçici aile hekimi veya geçici aile sağlığı elemanına ödenir. Gezici sağlık hizmetleri giderlerinin ise tamamı, çalışılan gün sayısına göre hesaplanarak geçici aile hekimi veya hekimlerine ödenir. Aile hekimi veya aile sağlığı elemanı 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa göre geçici işgöremezlik ödeneği alıyorsa önce bu ödeneği alır. Bu ödeneğin ödendiğine dair dekont ile başvurması üzerine raporlu olduğu süre için hak edişi hesaplanır. Hesaplanan miktar, işgöremezlik ödeneğinden fazla ise aradaki fark ödenir, eşit veya az olması durumunda ödeme yapılmaz. …” hükmü kurala bağlanmıştır.

7.6.2005 günlü, 2005/9142 Sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe konulan Ödemeler ve Sözleşme Şartları Hakkında Yönetmelik, 24.12.2010 tarihli ve 2010/1237 Sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe konulan yeni Yönetmelikle kaldırılmış ise de; bu Yönetmeliğin 17. maddesinde de, önceki ile aynı içerikte bir kurala yer verilmiştir.

5258 Sayılı Kanunun 8. maddesine dayanılarak getirilen anılan Yönetmelik hükmü,
genel olarak kamuda görev yapan diğer sözleşmeli personele tanınan haklarla koşutluk göstermektedir.
Aile hekiminin yıllık izin döneminde sözleşme ücretinden istisnai olarak %50 oranında kesinti yapılabilmesine olanak tanınması, ücretli izin hakkı bulunmadığı şeklinde yorumlanamaz.
Bu durumda dahi sözleşmeli aile hekiminin aldığı ücretin memur statüsündeki hekimden daha fazla olduğu ve aile hekimine temel ücretin her durumda ödendiği anlaşılmaktadır.
5258 Sayılı Kanunun 8. maddesinin 2. fıkrası ve Sözleşme Şartları Hakkında Yönetmeliğin İzinler konusunu düzenleyen 9. maddesi hükümleri  birlikte değerlendirildiğinde, Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinin İzinlere dair 11. maddesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

*Yönetmeliğin 17. maddesinin 1. fıkrasında, “Aile hekimlerine iki aşama halinde eğitim verilir ve bu eğitimlerin içeriği Bakanlıkça belirlenir. Birinci aşama eğitim programının süresi en çok on gündür. İkinci aşama eğitimi ise uzaktan eğitim tarzında yapılacak şekilde planlanarak 1. aşama eğitiminin bitiminden sonra başlar ve süresi en az on iki aydır. Bu eğitimlerde Bakanlığın belirlediği kriterlere göre başarılı olmak esastır.” hükmüne yer verilmiştir.
5258 Sayılı Kanunun 2. maddesinde, aile hekimi, kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ile 1. basamak teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini yaş, cinsiyet ve hastalık ayrımı yapmaksızın her kişiye kapsamlı ve devamlı olarak; belli bir mekanda vermekle yükümlü, gerektiği ölçüde gezici sağlık hizmeti veren ve tam gün esasına göre çalışan aile hekimliği uzmanı veya Sağlık Bakanlığı’nın öngördüğü eğitimleri alan uzman tabip veya tabip olarak tanımlanmış olup, aile hekimliği 2. aşama eğitimlerinin ise mezuniyet öncesi tıp eğitimi veya tıpta uzmanlık eğitimini kapsayan bir yönünün bulunmaması,
söz konusu eğitimlerin hekimlere verilen bir hizmet içi eğitim niteliğinde olması,
bu eğitimlerin aile hekimliği uygulaması sürecinde katılımcıların bilgilerinin güncellenmesi amacıyla yapılan eğitimler olması karşısında, sözü edilen 17. maddenin 1. ve 2. fıkralarının davaya konu ibarelerinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

*Yönetmeliğin 18. maddesinin 4. fıkrasında, “Aile hekimleri, sağlık hizmetlerine yardımcı olmak amacıyla ebe, hemşire, sağlık memuru, tıbbı sekreter gibi ilave sağlık hizmetleri personeli ile güvenlik, temizlik, kalorifer, sekretarya vb. hizmetler için ferden veya müştereken personel çalıştırılabilir ya da hizmet satın alabilirler” hükmüne yer verilmiştir. Bu hükümle, aile hekimine sözü edilen personeli çalıştırabilme imkanı tanınmış olup, bu konuda herhangi bir zorunluluk bulunmamakla, davaya konu madde hükmünün iptali istenilen cümlesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

*Yönetmeliğin 20. maddesinin 6. fıkrasında, “Aile sağlığı merkezi gideri olarak yapılacak katkıların tespitinde kullanılmak üzere aile hekimliği birimleri, fiziki şartlar ve donanım açısından Ek-3 deki gibi gruplandırılır.” hükmüne yer verilmiştir.
5258 Sayılı Kanunun 3. maddesinin 7. fıkrasında aile hekimlerine yapılacak ödeme unsurları içerisinde aile sağlığı merkezi giderleri de yer almaktadır. Aynı Kanunun 8. maddesinin 1. fıkrasında “aile sağlığı merkezi olarak kullanılacak yerlerde aranacak fiziki ve teknik şartlar; meslek ilkeleri; iş tanımları; performans ve hizmet kalite standartları;…” nın yönetmelikle düzenlenmesinin öngörüldüğü, bu maddeye dayanılarak Yönetmeliğin 18, 19 ve 20. maddeleri ile asgari bir aile sağlığı merkezinin kriterleri belirlenmiş, davaya konu düzenleme ile de aile sağlığı merkezleri sadece aile sağlığı merkezi gider yardımına esas olmak üzere gruplandırılmış, söz konusu gruplandırmanın; kalite standardını artırana, bu kalite standardını artırdığı oranda bunun mali bedeli olarak giderlerini karşılamak amacıyla yapıldığı anlaşılmakla, davaya konu Yönetmeliğin 20. maddesinin 6. fıkrasında ve Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-3 Aile Sağlığı Merkezi Gideri Olarak Yapılacak Katkıların Tespitinde Kullanılmak Üzere Aile Hekimliği Birimi Gruplandırması tablosunda kamu yararı ve hizmet gerekleri yönünden hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

*Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği’nin 30. maddesinde, Bakanlığın, bu Yönetmeliğin uygulanmasını sağlamak üzere her türlü alt düzenlemeyi yapmaya yetkili olduğu, bu düzenlemelerin, Bakanlığın internet sayfasında ilan edileceği ve ilan tarihinde aile hekimlerine ve ilgililerine tebliğ edilmiş sayılacağı kurala bağlanmıştır.
Uygulamada tam olarak anlaşılamayan ve açıklanmaya muhtaç olan hususların genelge ve genel yazı gibi alt düzenlemeler yoluyla açıklığa kavuşturulması ve bu düzenlemelerin toplam yaklaşık 40.000 civarında aile hekimi ve aile sağlığı elemanına tek tek tebliğ yerine Bakanlığın resmi internet sitesinden ilan edilerek tebliğ edilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

*Yönetmeliğin Geçici 2. maddesinde, “31. maddenin 1. fıkrası ile yürürlükten kaldırılan Yönetmeliğe göre açılan aile sağlığı merkezleri bina şartları ve fizik mekanları bakımından 1.1.2011 tarihine kadar bu yönetmelik ile getirilen asgari fiziki şartlara uymak zorundadır.” hükmü yer almıştır.

5258 Sayılı Aile Hekimliği Kanunu’nun 8. maddesinin 1. fıkrasında, aile sağlığı merkezi olarak kullanılacak yerlerde aranacak fiziki ve teknik şartların çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği hükme bağlanmış ve 2005 yılında çıkarılan Aile Hekimliği Pilot Uygulama Yönetmeliği ile bu şartlar belirlenmiştir.

2005 yılından davaya konu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği 2010 yılına kadar uygulamada görülen eksikliklerin giderilmesi amacıyla bilimsel tarafların da görüşü alınarak
aile sağlığı merkezi olarak kullanılacak yerlerde bina şartları ve fiziki mekanlar bakımından bulunması gereken asgari fiziki şartlar tekrar belirlendiğinden (ancak asgari bina şartları ve fiziki şartlar bakımından çok fazla bir değişiklik yapılmamış olup, sadece hekimlerin kullandığı muayene odalarının asgari metrekaresi 8 den 10 a çıkarılmıştır.)
bu değişikliğe uyum için aile hekimlerine yeni sözleşme imzalayacakları döneme kadar (7 aylık) süre tanınmasına dair düzenlemede hukuka aykırılık görülmemiştir.

*Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinin ekinde yer alan Ek-1 Aile Hekimliği Uygulamasında Atama ve Nakillerle İlgili Usul ve Esasların 2. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 2. paragrafında, “Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışıp, aile hekimliği eğitimi alarak sertifika sahibi olan ve Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara göre seçilerek 1. aşama uyum eğitiminde eğitici olarak yer aldığını belgeleyenler, eğitici olarak katıldıkları her bir eğitim için bu Yönetmeliğin ekinde yer alan Ek-2 ‘deki tabloya göre ek puanlamaya tabi tutulurlar. Eğitimden kazanılan ek puanlar ülke genelinde sadece bir defaya mahsus olmak üzere kişinin kadrosunun bulunduğu ilin aile hekimliği ilk yerleştirmesinde kullanılmak üzere hizmet puanına eklenir.” hükmüne yer verilmiş, EK-2’de de verilecek ek puanlar düzenlenmiştir.

Aile hekimliği eğitimlerinde eğitici olarak görev yapanlar Bakanlık tarafından belirlenmeyip, bu kısa süreli eğitimi yöneten 30’un üzerindeki akademik personel tarafından seçildiğinden ve
eğiticilere verilen ek puanlar sadece ilk aile hekimliği; yerleştirmelerinde geçerli sayıldığından; naklen atamalarda bu puanların ilgililer lehine bir durum yaratması söz konusu olmadığı gibi aile hekimliği eğiticilerine verilen ek puanların idarenin takdir yetkisi kapsamında belirlenen puanlar olduğu anlaşıldığından, yeni bir model olarak yürürlüğe konulan ve aile hekimliğinin yaygınlaştırılması, aile hekimliği eğitimi alacakların sayısının artırılması ve bu eğitimi katılımcı olarak aldıktan sonra eğitici olmanın özendirilmesi amacıyla, idarenin takdir yetkisi kapsamında belli ek puanların sadece ilk yerleştirme işlemlerinde dikkate alınmak üzere eğiticilerin hizmet puanlarına eklenmesinde ve her bir eğitim için verilecek hizmet puanlarına dair Ek-2’de hizmet gereklerine aykırılık görülmemiştir.

*Yönetmeliğin Ek-1’inin 2. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 4. paragrafında,

Birinci grubun yerleştirilmesi: Aile hekimliği uzmanları, grup çalışmasının sağlanması, uzmanlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması ve kişilerin hizmet unsurlarından dengeli bir şekilde yararlanabilmeleri için her aile sağlığı merkezinden bir pozisyonu tercih ederek yerleşme hakları vardır. Bununla birlikte dört (dahil) – altı (dahil) birim planlanmış aile sağlığı merkezlerinde 2. bir aile hekimliği uzmanı, altının üzerinde birim bulunan aile sağlığı merkezlerinde ise her üç birim için bir aile hekimliği uzmanı daha o pozisyonlardan birini tercih ederek yerleşebilir. Aile hekimliği uzmanı, aile hekimliği uzmanı kontenjanı dolan bir aile sağlığı merkezine ancak bir alt gruptan hizmet puanları sıralamasına; göre yerleşebilir” hükmüne yer verilmiştir. 5258 Sayılı Aile Hekimliği Kanunu’nun 8. maddesinde, Aile hekimi ve aile sağlığı elemanlarının çalışma usul ve esasları ile ilgili çıkarılacak yönetmelikte yerleştirmelerde; çalışılan yer, kurum ve statülerine göre öncelik sıralaması yapılacağı öngörülmüştür.

Aile hekimliği, anılan Kanun’un 1. maddesinde öngörüldüğü üzere, 1. basamak sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi, birey gereksinimleri doğrultusunda koruyucu sağlık hizmetlerine ağırlık verilmesi, kişisel sağlık kayıtlarının tutulması ve bu hizmetlere eşit erişimin sağlanması, böylece hem yurttaşların daha hızlı ve etkili bir tedavi hizmetine kavuşması,
hem 2. ve 3. basamak sağlık hizmetinin amaçlarına uygun önceliğe göre yürütülmesinin aracı olarak yapılandırılmıştır.

Bu çerçevede, gerek 5258 Sayılı Yasa, gerek bu Yasa uyarınca yürürlüğe konulan yönetmelikler ile bu tedavi hizmetinin, öncelikli olarak, istekte bulunan ve kamu görevlisi olup, tıpta ayrı bir uzmanlık eğitimiyle kazanılan aile hekimliği uzmanı hekimler;
bu niteliklere sahip hekim sayısının yetersiz olması durumunda ise diğer alanlardan uzman hekimler eliyle görülmesi esası benimsenmiştir. Bu bağlamda, aile hekimliği uygulamasında aile hekimliği uzmanlarına öncelik hakkı verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

*Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği’nin iptali istenen Ek-1 Aile Hekimliği Uygulamasında Atama ve Nakillerle İlgili Usul ve Esasların” 2. Maddesinin 6. fıkrasında, “Aile hekimliği pozisyonunda göreve başlayan sözleşmeli aile hekimi, bu pozisyonda fiilen bir yıl çalışmadan aynı ilde başka bir aile hekimliği pozisyonuna nakil talebinde bulunamaz. Bir yıllık fiilen çalışma süresinin hesaplanmasında, hafta sonu ve resmi tatil günleri fiili çalışmadan sayılır. Ancak yıllık, mazeret ve hastalık izinli geçirilen günler ise fiili çalışmadan sayılmaz. Bu kısıtlama uygulamaya geçilen pilot ilde ilk bir yıllık dönemde uygulanmaz.” kuralına yer verilmiştir.

Anayasanın 50. maddesinde, dinlenmenin çalışanların hakkı olduğu, ücretli hafta ve bayram tatili ile ücretli yıllık izin haklarının ve şartlarının kanunla düzenleneceği kurala bağlanmıştır.

Yıllık izin hakkı anayasal ve yasal bir hak olup, bu hakkın kullanımı kişiler aleyhine sonuç doğurmamalıdır. Dava konusu edilen Yönetmelik kuralı ile nakil talebinde bulunabilmek için fiilen aynı pozisyonda bir yıl çalışmış olması gereken aile hekiminin, bir yıllık fiili çalışma süresinin hesabında, kullandığı yıllık izinli sürelerin dikkate alınmaması hekimlerin yıllık izin haklarını kullanmaktan kaçınması sonucunu doğuracağından bu düzenlemede hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinin iptali istenilen diğer madde hükümlerinde 5258 Sayılı Aile Hekimliği Kanununa ve hukuka aykırılık görülmemiştir.

12.8.2005 günlü, 25904 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Kapsamında Sağlık Bakanlığı’nca Çalıştırılan Personele Yapılacak Ödemeler ve Sözleşme Şartları Hakkında Yönetmeliğin 9. maddesinin 3. fıkrasının Geçici aile hekimi ya da aile sağlığı elemanına bu geçici görevi dolayısıyla ödeme yapılmaz. şeklindeki son cümlesi ile aynı maddenin 4. fıkrasındaki Bu mümkün olmadığı takdirde yerel sağlık idaresi, diğer aile hekimleri, aile sağlığı elemanları veya Bakanlık personelini geçici aile hekimi veya geçici aile sağlığı elemanı olarak görevlendirir. İzne ayrılan aile hekimi veya aile sağlığı elamanına kişi başına yapılacak net ödeme hesaplanır. Hesaplanan miktarın %50’si aile hekimi veya aile sağlığı elemanına, kalan %50’si geçici aile hekimi veya geçici aile sağlığı elemanına ödenir… tümcelerinin iptali istenilmiş ise de; dava açıldıktan sonra davaya konu Yönetmelik 30.12.2010 tarih ve 27801 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Aile Hekimliği Uygulaması Kapsamında Sağlık Bakanlığı’nca Çalıştırılan Personele Yapılacak Ödemeler ile Sözleşme Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 25. maddesiyle yürürlükten kaldırıldığından anılan Yönetmeliğin 9. maddesinin 3. ve 4. fıkralarının iptali istemi hakkında karar verilmesine yer bulunmamaktadır:

SONUÇ: 
Açıklanan nedenlerle, 12.8.2005 günlü, 25904 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği’nin

Ek-1 Aile Hekimliği Uygulamasında Atama ve Nakillerle İlgili Usul ve Esasların 2. maddesinin 6.fıkrasında yer alan Ancak yıllık, mazeret ve hastalık izinli geçirilen günler ise fiili çalışmadan sayılmaz, cümlesinin yıllık izinde geçirilen günlerin fiili çalışmadan sayılmamasına dair kısmının iptaline;

Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinin iptali istenilen diğer kısımları yönünden ise yasal dayanaktan yoksun bulunan davanın reddine;

Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Kapsamında Sağlık Bakanlığı’nca Çalıştırılan Personele Yapılacak Ödemeler ve Sözleşme Şartları Hakkında Yönetmelik, 30.12.2010 tarih ve 27801 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Aile Hekimliği Uygulaması Kapsamında Sağlık Bakanlığı’nca Çalıştırılan Personele Yapılacak Ödemeler ile Sözleşme Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 25. maddesiyle yürürlükten ‘kaldırılmış olması sebebiyle anılan Yönetmeliğin 9.maddesinin 3. ve 4. fıkralarının iptali istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına,

aşağıda dökümü gösterilen 258 TL yargılama giderlerinin yarısı olan 129 TL’nin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, kalan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre duruşmalı davalar için belirlenen 2.400 TL vekalet ücretinin; davalı idarelerden alınarak davacıya, 2.400 TL vekalet ücretinin ise davacıdan alınarak davalı Sağlık Bakanlığı’na verilmesine, artan 8 TL posta pulu ücretinin istemi halinde davacıya Sadesine, kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 16.5.2012 tarihinde kısmen oybirliği, kısmen oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Ek-1 Aile Hekimliği Uygulamasında Atama ve Nakillerle İlgili Usul ve Esaslar’ın 2. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 2. paragrafında, “Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışıp, aile hekimliği eğitimi alarak sertifika sahibi olan ve Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara göre seçilerek 1. aşama uyum eğitiminde eğitici olarak yer aldığını belgeleyenler, eğitici olarak katıldıkları her bir eğitim için bu Yönetmeliğin ekinde yer alan Ek-2 deki tabloya göre ek puanlamaya tabi tutulurlar. Eğitimden kazanılan ek puanlar ülke genelinde:sadece bir defaya mahsus olmak üzere kişinin kadrosunun bulunduğu ilin aile hekimliği ilk yerleştirmesinde kullanılmak üzere hizmet puanına eklenir.” hükmü yer almaktadır.
Aile hekimliği eğitimlerinde eğitici olarak görev yapanlara yüksek ek puanlar verilmesinin aile hekimliği ilk yerleştirmelerinde hizmet puanları esas alınarak yapılan sıralamayı önemli ölçüde etkileyici bir nitelik taşıdığı; bu arada Sağlık Bakanlığı Atama ve Nakil Yönetmeliği’ndeki ek puanlara dair tüm düzenlemelerin 5.7.2007 tarihinde Bakanlık tarafından yapılan yönetmelik değişikliğiyle kaldırılmış olduğu; Sağlık Bakanlığı bünyesinde görev yapan kamu görevlilerinden artık sadece aile hekimliği eğitimlerinde eğitici olarak görev yapanların ek puan uygulamasından yararlandırıldığı; sonuç olarak, master, doktora yapanlara ek puan uygulamasından vazgeçilirken 7-10 gün gibi kısa süreli her bir eğitim için eğiticilere yüksek ek puanlar verilmesinin, hizmet puanları esas alınarak belirlenen aile hekimliğine atanacak adaylar listesinde sıralamayı haksız biçimde değiştirmeye neden olacağı anlaşıldığından, davaya konu Yönetmeliğin eğiticilere ek puan verilmesine olanak tanıyan bu hükmünün iptali gerektiği;

Dava konusu Yönetmeliğin, Ek-1 Aile Hekimliği Uygulamasında Atama ve Nakillerle İlgili Usul ve Esasların 2. maddesinin 6.fıkrasında yer alan, ancak yıllık, mazeret ve hastalık izinli geçirilen günler ise fiili çalışmadan sayılmaz cümlesinin getirdiği kısıtlamanın yalnızca göreve ilk başlayan aile hekiminin aynı ilde bir başka pozisyona nakil talebinde bulunabilmesine dair olduğu gözetildiğinde, bu maddede hukuka aykırılık bulunmadığı,
Görüşüyle, kararın bu maddelerle ilgili kısımlarına karşıyım.

Başkan
Mustafa KILIÇHAN

KARŞI OY

Aile hekimleri için kayıtlı kişi sayısına göre ücretlendirme esası getirilmiş olup misafir hastalar için ücretsiz hizmet sunumu bu esasa uygun olmadığı gibi, teorik olarak kendisine kayıtlı hasta sayısı kadar misafir hastaya bakma zorunluluğunun gündeme gelebilecek olması durumunun hekimin çalışmasını ve aile hekimine kayıtlı hastaların hizmet alımını önemli ölçüde etkileyebilecek olması hizmet gerekleri ile bağdaşmamaktadır.

Sözleşme ile gördürülen hizmetin gereklerine uygun olmayan bu düzenlemenin aile hekimliği uygulamasının temel esaslarıyla da uyumlu bulunmadığı ve bu fıkranın iptali gerektiği görüşüyle kararın bu kısmına karşıyız.

Başkan                                     Üye
Mustafa KILIÇHAN                 Hayrettin KADIOĞLU

 

Facebook Yorumları
Yorumlar kapalı
*