Danıştay 15. Daire Sürücü Muayene E:2014/5780 K:2015/6011

T.C.
D A N I Ş T A Y
ON BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2014/5780
Karar No : 2015/6011

Davanın Özeti : 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 41. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendi ve bu hükme istinaden ve İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanarak yayımlanan Sürücü Adayları ve Sürücülerde Aranacak Sağlık Şartları ile Muayenelerine Dair Yönetmeliğin 4. maddesinin, kanunun uygulanmasını göstermekten öte yeni kural getirdiği ve yaptırım öngördüğü, gerçeğe aykırı tabirinin tanımının ayrıntılı olarak yapılması gerektiği, aksi halin ‘H sınıfı sürücü belgesi alır’ raporlarını veren doktorların keyfi yargılanmalarına ve hak kaybına yol açacağı; …’nin davacı hakkında söz konusu 4. madde doğrultusunda yasal işlem başlatıldığının, Yönetmelik doğrultusunda hareket edilmesi gerektiğinin bildirilmesine ilişkin işlemin geri alınması talebinin reddine ilişkin 06.06.2014 tarih ve 11203 sayılı işleminin ise bir kolun bütünüyle olmadığı durumda ortopedi uzmanı kanaati gerektiği ancak rapor verilen kişinin sol kolunun dirsekten ampute olduğu, bu nedenle ortopedi uzmanı kanaati gerekmediği, benzer rahatsızlıkları olan kişilere de aynı raporların verildiği ve bu kişilerin araç kullanabildikleri, teşhisi hakem hastanelerle aynı olmasına rağmen raporun gerçeğe aykırı olarak değerlendirildiği, Yönetmelik’te yer alan gerçeğe aykırı tabirinin yanlış yorumlandığı ileri sürülerek iptali istemiyle açılmıştır.

…’nın Savunmasının Özeti: Dava konusu işlemin dayanağının Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrası olduğu, bu nedenle davacının diğer fıkraların iptalini talep etme yönünden menfaatinin bulunmadığı, gerçeğe aykırı rapor veren doktora bir daha sürücü adayı sağlık raporu verememesi yaptırımı uygulanmasında kamu yararı ve kamu güvenliğinin gözetildiği belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

….’nin Savunmasının Özeti: Yönetmeliğin 4. maddesi uyarınca davacı hakkında suç duyurusunda bulunulduğu, yine Yönetmeliğin 8. Maddesinin 2. fıkrasının (b) bendine göre üst ekstremitede tek taraflı noksanlık bulunması halinde ortopedi uzmanının kanaatiyle H sınıfı sürücü belgesinin verilebileceği, ancak bu düzenlemeyi bilmesi gereken davacının, sürücü adayını yönlendirmeyip ‘H otomobil sınıfı ehliyet alması uygundur’ raporunu düzenlediği, bu nedenle davacı hakkında yaptırım uygulanmasının hukuka uygun olduğu belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi :
Düşüncesi : Dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinde sürücü adayı sağlık raporlarının tek hekim tarafından da düzenlenebileceği kuralına yer verilmiştir. Bu imkanın kötüye kullanılmasını engellemek amacıyla gerçeğe aykırı rapor düzenleyen doktorlar için suç duyurusu ile birlikte bir daha sürücü adayı sağlık raporu düzenleyememe şeklinde iki yaptırım öngörülmüştür. Burada amaçlananın trafiğe çıkan kişilerin can ve mal güvenliğini korumak olduğu açıktır.

Ancak yaptırımların uygulanması için sağlık raporunun gerçeğe aykırı düzenlenmiş olması gerekmektedir. Bahsedilen aykırılık mevzuatta tanımlanmamış ise de sürücü adayı sağlık raporu almak isteyen kişinin, kişisel bilgilerinde veya sağlık durumuna ilişkin teşhislerde mevcut durumun aksini belirten beyanlar olarak anlaşılması gerekmektedir.

Olayda hem davacı hem de diğer iki hastane tarafından düzenlenen raporlarda teşhisin aynı (sol kol dirsekten ampute) ancak varılan sonucun yani doktor kanaatlerinin farklı olduğu görülmektedir. Bu farklılığın ise tek başına davacı tarafından düzenlenen raporun gerçeğe aykırı olduğunu göstermediği sonucuna varılmaktadır.

Ayrıca davacı hakkında özel belgede sahtecilik iddiası ile yapılan soruşturma sonucunda da Savcılıkça kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiştir.

Açıklanan nedenlerle Yönetmeliğin 4. maddesi yönünden davanın reddi, dava konusu işlemin ise iptali gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı :
Düşüncesi : Dava; Mersin İl Sağlık Müdürlüğü’nün 07.05.2014 tarih ve 9095 sayılı işleminin kaldırılması talebinin reddine ilişkin …’nin 06.06.2014 tarih ve 11203 sayılı işleminin ve Sürücü Adayları ve Sürücülerde Aranacak Sağlık Şartları ile Muayenelerine Dair Yönetmeliğin 4. maddesinin iptali istemiyle açılmıştır.

Her ne kadar davacı tarafından Yönetmeliğin 4. maddesinin iptali istenilmiş ise de; dava dilekçesi, ekleri ve davacı iddialarından maddenin sadece 1. fıkrasının iptalinin istenildiği sonucuna varılarak dava bu maddeye yönelik incelendi.

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun dava tarihinde yürürlükte bulunan 41. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde; sağlık şartları bakımından kimlere hangi tür sürücü belgesi verilebileceği hususunun yönetmelikle düzenleneceği, sürücü belgesi alacakların ilgili yönetmelikte belirtilen hekimden sürücü olur raporu almalarının zorunlu olduğu hükmü yer almaktadır.

Dava konusu Yönetmelik, 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasasının 41. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendine dayanılarak yürürlüğe konulmuştur.

Sürücü Adayları ve Sürücülerde Aranacak Sağlık Şartları İle Muayenelerine Dair Yönetmeliğin “Sürücü adaylarının ve sürücülerin sahip olmaları gereken sağlık şartlarına ve muayenelerine ilişin genel esaslar ” başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasında; “Sürücü adaylarının genel sağlık muayeneleri pratisyen tabip veya uzman tabip tarafından bu Yönetmelik hükümlerine göre yapılır. Tabiplerce verilen sağlık raporlarında hekimin kaşe ve imzasının bulunması gerekir. Tabiplerce verilen raporların gerçeğe uygun olmamasının tespiti halinde bu raporlar geçersiz sayılır ve sorumlular hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulur. Bu tabipler bir daha sürücü adayı sağlık raporu veremez. Bu husus Emniyet Genel Müdürlüğüne bildirilir. Aile hekimliği uygulamasına geçilmiş illerde bu raporlar Toplum Sağlığı Merkezi tarafından da verilebilir.” düzenlemesi yer almaktadır.

Dava konusu düzenlemenin, trafik kazalarının en önemli nedenlerinden olan sürücü hatalarının en az seviyeye indirilebilmesi için sürücü adaylarının sağlık şartları yönünden araç kullanabilmelerine engel bir durumlarının bulunup bulunmadığının doğru olarak tespit edilmesini sağlamak amacıyla; diğer bir ifadeyle, gerçekte sağlık şartları yönünden sürücü olamayacak bir kimseye sürücü olabilir şeklinde rapor verilmesinin önlenebilmesi için yürürlüğe konulduğu anlaşıldığından, anılan düzenlemede üst hukuk normlarına, kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırılık görülmemiştir.

Dava konusu işleme gelince; Anılan yönetmeliğin Ortopedi muayeneye ilişkin esaslar başlıklı 8.maddesinde, sürücü adaylarında, hangi ortopedik, nörolojik ve fiziksel rahatsızlıklar bulunması halinde sürücü belgesi verilmeyeceği, hangi rahatsızlıklarda ise ancak ortopedi veya fizik tedavi veya nöroloji uzmanınca muayene edilmesi ve sonucuna göre rapor düzenlenmesi halinde verilebileceği hususlarına ayrıntılı olarak yer verilmiştir.

Olayda da, davacının rapor düzenlediği sürücü adayının bu madde kapsamında rahatsızlığının bulunduğu açık olup, davacının sürücü adayına bir uzman hekim tarafından muayene edilmesi gerektiğinin bildirilerek uzman hekim tarafından muayenesinin sağlanması gerekirken, bu yapılmayarak, daha sonra alınan iki heyet raporunda da sürücü olamayacağı belirlenen bir şahsa (H) otomobil sınıfı ehliyet alabileceği şeklinde rapor düzenlemek suretiyle yönetmelik hükümlerine aykırı davrandığı anlaşılan davacı adına tesis edilen işlemde de hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, davanın reddi yolunda karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onbeşinci Dairesi’nce ….’nca usule ilişkin yapılan itirazlar yerinde görülmeyerek ve her ne kadar davacı tarafından Yönetmeliğin 4. maddesinin iptali istenilmiş ise de; dava dilekçesi, ekleri ve davacı iddialarından maddenin sadece 1. fıkrasının iptalinin istenildiği sonucuna varılarak işin gereği görüşüldü:

Dava, 26.09.2006 gün ve 26301 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Sürücü Adayları ve Sürücülerde Aranacak Sağlık Şartları ile Muayenelerine Dair Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrası ile ….’nin 06.06.2014 tarih ve 11203 sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.

Dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “… Tabiplerce verilen sağlık raporlarının gerçeğe uygun olmamasının tespiti halinde bu raporlar geçersiz sayılır ve sorumlular hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulur. Bu tabipler bir daha sürücü adayı sağlık raporu veremez ve daha sonra verecekleri raporlar geçersiz sayılır. Bu husus Emniyet Genel Müdürlüğüne bildirilir...” kısmına ilişkin istem incelendiğinde;

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun dava tarihinde yürürlükte bulunan “Sürücü adaylarında aranacak şartlar” başlıklı 41. maddesinin 5537 sayılı Kanun ile değişik 1. fıkrasının (c) bendinde; “sağlık şartları: sağlık şartları bakamından kimlere hangi tür sürücü belgesi verilebileceği hususu yönetmelikle düzenlenir. Sürücü belgesi alacakların ilgili yönetmelikte belirtilen hekimden sürücü olur raporu almaları zorunludur. Bu maddede sözü edilen yönetmelik İçişleri ve Sağlık bakanlıklarınca müştereken hazırlanarak yürürlüğe konulur.” hükmü yer almaktadır.

26/09/2006 tarih ve 26301 sayılı Resmi Gazete’e yayımlanarak yürürlüğe giren Sürücü Adayları ve Sürücülerde Aranacak Sağlık Şartları İle Muayenelerine Dair Yönetmeliğin “Sürücü adaylarının ve sürücülerin sahip olmaları gereken sağlık şartlarına ve muayenelerine ilişin genel esaslar ” başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasında; “Sürücü adaylarının genel sağlık muayeneleri pratisyen tabip veya uzman tabip tarafından bu Yönetmelik hükümlerine göre yapılır. Tabiplerce verilen sağlık raporlarında hekimin kaşe ve imzasının bulunması gerekir. Tabiplerce verilen raporların gerçeğe uygun olmamasının tespiti halinde bu raporlar geçersiz sayılır ve sorumlular hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulur. Bu tabipler bir daha sürücü adayı sağlık raporu veremez. Bu husus Emniyet Genel Müdürlüğüne bildirilir. Aile hekimliği uygulamasına geçilmiş illerde bu raporlar Toplum Sağlığı Merkezi tarafından da verilebilir.” düzenlemesi yer almaktadır.

Dava konusu Yönetmelik, 05.07.2006 tarih ve 26219 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 30.06.2006 tarihli ve 5537 sayılı Karayolları Trafik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Yasanın 1. maddesi ile değiştirilen 13.10.1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasasının 41. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendine dayanılarak, İçişleri ve Sağlık Bakanlıklarınca müştereken hazırlanarak yürürlüğe konulmuştur.

Hukuk devletinin gerekleri arasında yer alan kanuni idare ilkesinin görünümlerinden biri olan düzenli idare ilkesi; idarenin düzenleme yapma yetkisine sahip olduğu alanlarda, bu alanları tüzük yönetmelik gibi idari metinlerle objektif bir şekilde düzenlemesini gerektirmektedir. İdarelerin işlem tesis ederken kendilerine Anayasa ve yasalarla çizilen çerçeve içinde takdir hakkına sahip oldukları da açıktır.

Mevzuat belirleme tekniği açısından da, idarenin Yasayla kendisine verilmiş olan görevleri idari metinlerle düzenlerken, bir başka ifadeyle Yasanın uygulanmasını sağlamak amacıyla yönetmelikler ihdas ederken; bu görevlerin gerektirdiği teknik detayların belirlenmesi noktasında da, takdir hakkına sahip olduğu ancak bu takdir hakkının keyfiyeti ifade etmediği açık olup, kamu yararı ve düzenine uygun olarak kullanılması gerektiği tartışmasızdır.

Bilindiği gibi; normlar hiyerarşisinde yasalardan sonra gelen yönetmelikler bir yasa hükmüne dayalı olarak hazırlanır ve yasa hükümlerine açıklık getirilmesi suretiyle bu yasa hükümlerinin uygulamaya geçirilmesi amaçlanır. Diğer yandan, normlar hiyerarşisindeki düzenleme soyuttan somuta doğru kademeli bir sistem içermektedir. Anılan sistem de bir üst norm bir alt norma oranla daha genel ve soyut ifadeler taşımakta, bir alt norm ise daha özel ve somut ifadelerle bir üst normun ne amaçlamak istediğini somut olarak ortaya koymaktadır. Bu bağlamda dava konusu Yönetmelikte, sürücü adaylarının sağlık şartları yönünden sahip olması gereken nitelikler konusunda düzenlemeler yapılmıştır.

Sürücü Adayları ve Sürücülerde Aranacak Sağlık Şartları İle Muayenelerine Dair Yönetmeliğin sürücü adaylarının ve sürücülerin sahip olmaları gereken sağlık şartlarına ve muayenelerine ilişin genel esaslarını düzenleyen 4. maddesinde sürücü adaylarının genel sağlık muayenelerinin pratisyen tabip veya uzman tabip tarafından bu Yönetmelik hükümlerine göre yapılacağı, tabiplerce verilen raporların gerçeğe uygun olmamasının tespiti halinde bu raporların geçersiz sayılacağı ve sorumlular hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulacağı, bu tabiplerin bir daha sürücü adayı sağlık raporu veremeyeceği düzenlemesine yer verilmiştir.

Trafik kazalarının en önemli nedenlerinden olan sürücü hatalarının en az seviyeye indirilebilmesi için sağlık şartları yönünden sürücü adaylarının iyi bir kontrolden geçmesine yönelik olarak mevzuatta gerekli düzenlemelerin yapılması gerekmektedir.

Bu nedenlerle gerçekte sağlık şartları yönünden sürücü olamayacak bir kimseye sürücü olabilir şeklinde rapor verilmesinin önüne geçmek amacıyla yürürlüğe konulan Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasında üst hukuk normlarına, kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırılık görülmemiştir.

Anılan Yönetmelik gereğince tesis edilen ‘nin 06.06.2014 tarih ve 11203 sayılı işlemine ilişkin istem incelendiğinde;

Dava dosyasının incelenmesinden; 21.10.2013 tarihinde davacı (doktor – dahiliye uzmanı) tarafından kişi hakkında “Sol kol dirsek altından (1/3 proximalde) ampute, özel tertibatlı (gözlükle) araç kullanabilir, H otomobil sınıfı ehliyet alması uygundur.” şeklinde rapor düzenlendiği, 29.11.2013 tarihinde Mersin Devlet Hastanesi Engelli Sağlık Kurulu Raporunda ‘Sol dirsek altı proximal fokomali, otomatik vitesli araç için her iki alt ve sağ üst ekstremite normaldir. Sol ön kol bisipital intertio distali amputasyonu eş değeri’ teşhisine yer verilerek ‘Sol kolda kavrama yok sürücü olamaz.’ kanaatine varıldığı, bu rapora itiraz üzerine 25.02.2014 tarihinde hakem hastane Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen raporda ‘sol dirsek altı amputasyonu’ bulgusu ve sağlık kurulunda yer alan ortopedi uzmanının ‘sol üst ekstremitede kavrama olmadığından sürücü olamaz.’ görüşü ile ‘Sürücü olamaz.’ şeklinde sağlık kurulu raporu verilmiştir.

…’nin 07.05.2014 tarih ve 9095 sayılı yazısı ile yukarıda anılan raporlardan bahsedilerek davacıya, hakkında Yönetmeliğin 4. maddesine istinaden yasal işlemlerin başlatıldığının, Yönetmelik doğrultusunda hareket edilmesi gerektiğinin bildirildiği, aynı gün durumun Mersin Emniyet Genel Müdürlüğüne bildirildiği, davacının 23.05.2014 tarihinde İl Sağlık Müdürlüğü’ne başvurarak kişinin ehliyet alıp alamayacağı hususunun tıbbi kanaat olduğu bu yorumun suç teşkil etmeyeceği ve bu durumun adli- idari soruşturma için gerekçe olamayacağını ileri sürerek ‘sürücü olur raporu veremez’, kararının kaldırılmasını talep ettiği, bu talebin 06.06.2014 tarihinde Valilikçe ilgili Yönetmeliğe göre işlem yapıldığı bildirilerek reddedilmesi üzerine dava açıldığı anlaşılmaktadır.

Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı’nca davacı hakkında özel belgede sahtecilik iddiası ile yapılan 2014/19394 sayılı soruşturma sonucunda; doktor tarafından verilen raporda kanaatin bildirildiği, şüphelinin suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak kesin delillerin elde edilemediği gerekçesiyle 16.10.2014 tarihinde 2014/21072 sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.

Olayda, sürücü adayı sağlık raporu almak isteyen kişi hakkında düzenlenen üç sağlık raporunda da teşhisin aynı olduğu -sol kol amputasyonu- ancak kişinin sürücü olması hususundaki kanaatlerin farklı olduğu görülmektedir. Yalnızca kanaatin farklı olması ise davacı tarafından düzenlenen raporun, Yönetmeliğin 4. maddesinde belirtildiği şekilde gerçeğe aykırı kabul edilmesi için yeterli olmadığı sonucuna varılmaktadır.

Ayrıca idarece raporun gerçekliği hususunda herhangi bir araştırma yapılmıyor ise davacı hakkındaki sahtecilik iddiasında kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin Savcılık kararının da dikkate alınması gerekmektedir.

Kaldı ki kişisel müracaat üzerine Mersin Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi tarafından aynı kişi hakkında aynı teşhise yer verilerek ‘H sınıfı ehliyet alabilir’ şeklinde düzenlenen 20.04.2015 tarih ve 539 numaralı sağlık kurulu raporunun da dosyaya sunulduğu görülmektedir.

Bu durumda davacının ‘sürücü olamaz’ kararının kaldırılması talebinin reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle; …’nin 06.06.2014 tarih ve 11203 sayılı işleminin oyçokluğuyla İPTALİNE; Sürücü Adayları ve Sürücülerde Aranacak Sağlık Şartları ile Muayenelerine Dair Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrası yönünden davanın oybirliğiyle REDDİNE, aşağıda dökümü yapılan 252,60-TL yargılama giderinin haklılık oranı dikkate alınarak 126,30-TL’sının davacı üzerinde bırakılmasına; 126,30-TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.500,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine; artan posta ücretinin istemi halinde davacıya iadesine, bu kararın tebliğ tarihinden itibaren 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’na temyiz yolu açık olmak üzere, 14/10/2015 tarihinde karar verildi.

(X)
KARŞI OY

Dava, davacının gerçeğe aykırı rapor düzenlediğinden bahisle Sürücü Adayları ve Sürücülerde Aranacak Sağlık Şartları ile Muayenelerine Dair Yönetmeliğin 4. maddesi uyarınca sürücü olur raporu veremeyeceğine ilişkin kararın kaldırılması talebinin reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

Anılan Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasında; sürücü adaylarının genel sağlık muayeneleri pratisyen tabip veya uzman tabip tarafından bu Yönetmelik hükümlerine göre yapılacağı, tabiplerce verilen sağlık raporlarında hekimin kaşe ve imzasının bulunması gerektiği, tabiplerce verilen raporların gerçeğe uygun olmamasının tespiti halinde bu raporların geçersiz sayılacağı ve sorumlular hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulacağı, bu tabiplerin bir daha sürücü adayı sağlık raporu veremeyeceği; 8. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde ise; üst extremitenin dışında extremite noksanlığı (doğuştan veya sonradan) halinde Ortopedi ve/veya Fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanının raporu uyarınca H Sınıfı Sürücü Belgesi verileceği, üst extremitenin tek taraflı noksanlığında da Ortopedi uzmanının kanaatiyle, H Sınıfı Sürücü Belgesi verilebileceği düzenlenmiştir.

Dava dosyasının incelenmesinden, davacı tarafından sol üst ekstremitede dirsek altından noksanlık bulunan kişiye ‘H sınıfı sürücü olur’ raporu verilmesinin ardından aynı kişi hakkında farklı iki hastanece kişinin sürücü olamayacağı şeklinde sağlık kurulu raporları verildiği, bu çelişki üzerine davacının düzenlediği raporun gerçeğe aykırı olduğu değerlendirilerek dava konusu işlemlerin tesis edildiği anlaşılmaktadır.

Olayda, davacı tarafından düzenlenen rapor ile hakem hastane tarafından düzenlenen raporda teşhisler aynı olmakla birlikte kişinin H sınıfı sürücü belgesi alıp alamayacağı noktasında kanaatlerin farklı olduğu görülmektedir.

Her ne kadar davacı doktor, sürücü adayı sağlık raporu vermek hususunda yetkili ise de Yönetmeliğin 8. maddesinde ekstremite noksanlığı bulunan kişiye ortopedi veya fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanının görüşü alınarak H sınıfı sürücü belgesi verileceği düzenlenmiş; raporu düzenleyecek doktora takdir hakkı tanınmaksızın uzman doktordan görüş almak için zorunluluk getirilmiştir.

Bu durumda uyuşmazlık, davacının tıbbi kanaatinin farklı olmasından ziyade, düzenlediği raporun yukarıda bahsedilen yasal usule ve zorunluluğa uyulmaksızın, ‘H sınıfı sürücü olur’ şeklinde tanzim edilmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yönetmelikte belirlenen prosedürün gerekliliğini tartışma insiyatifinde olmaksızın gereğini yapmak yerine, rapor tanzim etmiştir. Bu da raporun yasal işlemlere esas alınabilecek hukuki geçerlikten yoksun bulunması sonucunu doğurmaktadır. Öte yandan kişisel müracaat üzerine Mersin Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi tarafından aynı kişi hakkında aynı teşhise yer verilerek ‘H sınıfı ehliyet alabilir’ şeklinde düzenlenen 20.04.2015 tarih ve 539 numaralı sağlık kurulu raporunun varlığı, usulsüz tesis edilen işlem nedeniyle yine Yönetmelik hükmü gereği başlatılan yasal işlemleri sakıt kılmamaktadır. Nitekim idarenin işlemine esas teşkil eden ve içinde ortopedi uzmanının da yer aldığı Mersin ve Adana Devlet Hastanelerince tanzim edilen sağlık kurulu raporlarında aksi yönde bildirilen tıbbi görüşler mevcut olup, tüm bu değerlendirmelerin ışığında davacının tanzim ettiği tıbbi rapor nedeniyle hakkında Yönetmelik hükmü esas alınarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle davanın işlem kısmı yönünden de reddi gerektiği görüşüyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.

Başkan
Üye

Facebook Yorumları

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir